Buradasın: / /

Önemli olan ortada bir yetenek yokken bir şeyler yaratabilme

Önemli olan ortada bir yetenek yokken bir şeyler yaratabilme

Figen Özdenak çok göz önünde olmaktan hoşlanmayan bir tasarımcı. Zaten ona göre başarılı bir tasarımcı olmak öyle çok övünülecek bir şey değil. Özdenak ”Tanrı size bir yetenek verdi diye övünmek saçma, önemli olan ortada bir yetenek yokken bir şeyler yaratabilmek ya da diyelim ki var, o zaman da yeteneğini layıkıyla kullanabilmek” diyor.
Tasarımcının Akaretler’de açtığı mağazasının bir vitrini de yok çünkü Özdenak vitrinin gereksiz şov amaçlı kullanıldığını düşünüyor ve ekliyor: “Ortada bir vitrin varsa içerideki tasarımların merak edilmeye ihtiyaçları var demektir. Benim tasarımlarım benim parçalarım oldukları için de onları merak edenlerin değil, anlayanların görmesini isterim.”

Dükkandan içeri girerken kapının kulbu dikkatimi çekti. Taş değil mi?
Evet taş. Enteresan değil mi? Benim taşlara merakım var, gittiğim yerlerden taş toplamayı seviyorum. O kulp da benim topladıklarımdan.

Mağazanın  dekorasyonunu siz mi yaptınız?
Tabii ki. Benim için mağazalarımın dekorasyonu evimin dekorasyonu kadar önemlidir. Hatta bir açıdan mağazalarım benim evlerimdir diyebilirim. Ben, canlı cansız her şeyin bir ruhu olduğuna inanan bir insanım. O nedenle de mağazalarım için seçim yaparken de yaşayan binaları tercih ediyorum.

Yaşayan derken neyi kastediyorsunuz?
Tarihi bir dokusu olan yani. Öyle fabrikadan çıkmış gibi sıra sıra dizilen, birbirinin aynı binaları sevmiyorum ben.

Sıra sıra dizilmek demişken... Alışveriş merkezleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Esasında tam olarak anlatmak istediğim şey buydu. Ben alışveriş merkezlerini sevmiyorum, onlardan içeri girdiğimde kendimi rahatsız ve sıkışmış hissediyorum. O nedenle de öyle bir yerde mağaza açma fikri aklımın köşesinden geçmez. Ayrıca alışveriş merkezlerinin yaratıcılıktan çok uzak yerler olduğu görüşündeyim. Tüm mağazaların, vitrinlerin, vitrinlerdekilerin ve en garibi de vitrinlere bakanların birbirinin kopyası olduğu yerlerde ne kadar yaratıcı olunabilir ki?

Sizin İş Kuleleri’nde de bir mağazanız var. Orası da bir çeşit alışveriş merkezi sayılmaz mı?
Hayır. Bence İş Kuleleri bir alışveriş merkezi değil. Bir kere orada en fazla altı ya da yedi dükkan vardır. Sonra benim oradaki mağazam ufacık ve kendine ait bir girişi var. Yani buradakinden pek farklı değil.

“Mağazamı Akaretler’deki diğer mağazalardan ayrı tutuyorum”

Akaretler’de de vitrinler aynı hatta vitrinlere bakanlar da hemen hemen birbirinin kopyası diyebilir miyiz? En azından bazı vitrinlere...
Evet diyebiliriz tabii ki ama ben mağazamı sıra sıra dizilmiş o diğer mağazalardan çok farklı bir yerde tutuyorum. Onlar dünyaca ünlü markalar ve birbirlerini takip ettikleri için yani moda endüstrisi içinde yer aldıkları için de ister istemez birbirlerine benzer tasarımlar yapmak zorunda kalıyorlar. 

Siz de moda endüstrisi içinde değil misiniz?
Bu garip bir durum biliyorum ama ben moda kelimesini sevmiyorum bir kere. Moda kelimesi içinde bir zorunluluk, bir uyum sağlama isteği ve bir anlamda da başkası olmaya çalışma isteği taşıyor. Ben tasarım yapıyorum ve yaparken de kendimden yola çıkıyorum. Uymaya çalıştığım, takip etmek istediğim ya da benzerlikler kurmak istediğim birileri ya da bir şeyler yok. 

""


Figen Özdenak: “Siyah benim en sevdiğim renklerden biri çünkü çok asil ve zor bir renk” diyor.

Yaptığınız giysileri alanların neden sizi seçtiklerini düşünüyorsunuz?
Giysilerim benim hislerimi, düşüncelerimi hatta tavırlarımı yansıtıyor. Doğal olarak da onları alan ve giyerken içinde rahat hissedenlerin benimle ortak noktaları olması çok normal. Zaten bu işi 1983’ten beri yapıyorum ve bir sürü ahbap edindim. Yani benim gibi hisseden kişiler o kadar da az değilmiş. Ayrıca bu mağazadaki müşteri kitlemin çoğunluğunu Türkiye’ye gelen ve etraftaki otellerde kalan yabancılar oluşturuyor. Onlar bu ülkeye ait bir tasarımcı tanımak istedikleri için benim mağazamı tercih ediyorlar. Diğer mağazalar nasıl olsa her ülkede var.

İçerideki koleksiyon simsiyah. Bu kış koleksiyonunuz mu ve neden başka hiç bir renk yok?
Bence  kıyafetlerimin en büyük özellikleri zamansız olmaları. Mesela bir müşterim bana bir trikomu hem işe hem de iş sonrası önemli bir davete rahatlıkla giydiğini söyledi. Yani benim tasarladığım kıyafetleri dolabınızda 12 ay tutabilir ve 12 ay içinde de ne zaman isterseniz giyebilirsiniz. 

Bu sezon moda nedir diye mağazama gelenler hayal kırıklığı yaşayabilirler”

“Neden siyah?”ın bir cevabı yok galiba?
Yok çünkü öyle. Mesela yazın da beyaz ve kırık beyaz püfür püfür elbiseler olacak ve bunun da bir nedeni yok. Kısacası diyebilirim ki bu kış yeşil moda, bakalım Figen Özdenak yeşili nasıl kullanmış diye mağazama gelenler hayal kırıklığı yaşayabilirler. Çünkü ben belki de bu yıl hiç yeşil hissetmiyorumdur. Siyah benim en  sevdiğim renklerden biri çünkü çok asil ve zor bir renk. Hani siyah giymek kolaydır diye bir görüş var ya ona katılmıyorum bence siyah giymesi zor bir renktir. Pandomimcileri ya da dansçıları düşün, onlar simsiyah giyinirler ki yüz mimikleri ve  bedenleri ortaya çıksın. Yani siyah giydiğinde insan saklanamaz, aksine ortaya çıkar. 

“Çok zayıf kadınları itici buluyorum”
Figen Özdenak’ın mağazasındaki kıyafetler 38-44 beden arası kadınlar için tasarlanmış. Özdenak’a “Peki ya günümüzün modası sıfır beden kadınlar ne yapacak?” dediğimde bana “Ben çok zayıf kadınları itici buluyorum, onlar kadınlıklarını kaybetmiş gibi görünüyorlar. Hani kadın diyince akla böyle kıvrımlı bir figür gelir ya işte benim kadınlarım onlar” diyor.

 

Milliyet

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler