Buradasın: / /

Armani’nin vitrini bir Türk’e emanet

Armani’nin vitrini bir Türk’e emanet

İtalyan modacı Armani’nin Londra’daki vitrin düzenlemeleri ve defileleri görme şansına sahip olursanız, bilin ki bunların altında İlker Çınarel adlı bir Türk’ün imzası var. İstanbul Fashion Week için İstanbul’a gelen Çınarel’le Armani’yi ve modayı konuştuk

BERRİN HABERVEREN


Moda dünyasında en çok tartışılan konulardan biri dünya çapında marka olmanın yolları... Üstelik bunun için yıllardır modacılarımız çabalayıp duruyor, moda haftalarına katılıyor, özgün dizaynlarla dünya moda pazarında kendilerine bir yer arıyor. Bazıları ise yurtdışında ünlü markalarla çalışıp kendilerine farklı bir yol çiziyor. 2000 yılında hem eğitim almak hem de deneyim kazanmak için Londra’ya giden İlker Çınarel de bu isimlerden biri... London College of Fashion ve Saint Martins gibi moda okullarında eğitim alan Çınarel bir buçuk yıl Vivien Westwood’un tasarım ekibinde yer aldıktan sonra Armani’de çalışmaya başladı. Altı yıldır Armani Grup vitrin tasarımlarını yapan ve Armani’nin İngiltere’deki bütün mağazalarından da sorumlu olan Çınarel Londra’daki ve VIP müşterilere özel defilelerin düzenlemelerini yapıyor, ayrıca kendi koleksiyonu da var.

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu İlker Çınarel’in moda ve sanata olan ilgisi küçük yaşlardan beri varmış. Kendini bu yolda geliştiren Çınarel üniversiteyi bitirdikten sonra modanın kalbi olan şehirlerden birine, Londra’ya gitmiş. Ünlü modacı Vivien Westwood’la çalıştığı dönemin ardından kendi tabiriyle her şey otomatikman gelişmiş, ‘Ünlü bir modacının kadrosunda çalıştıktan sonra kapılar önünüzde daha kolay açılıyor. Özgeçmişimi, çalışmalarımı Armani’ye gönderdim ve kabul edildim. Giorgio Armani geçen sene 15 yıldan sonra ilk defa Londra’da defile yaptı ve kendisiyle birebir tanışma imkanım oldu.’

TAKLİTTEN UZAK DURUN

Tasarımlarında kültürel motifleri modern çizgilerle birleştirdiğini anlatan Çınarel, ülkemiz gelenek görenekler ve kültür anlamında Avrupa’dan çok önde olduğuna inandığını söylüyor. Osmanlı giyim kültüründeki zenginliğe dikkat çeken Çınarel şöyle devam ediyor: ‘Modacılar olarak neden Avrupalılaşmaya çalışıyoruz anlamıyorum. Neden kopya edelim? Düşünün Christian Dior’un tasarımcısı John Galliano bile bizim motiflerimizi kullanıyor. Onlar bizi kopyalarken bizim de onları kopyalamaya çalışmamız büyük bir handikap.’

Genç tasarımcıların başarılı olmak için taklitten uzak durması gerektiğini hatırlatan Çınarel ‘Önce çok çalışmalı ve kendileri olmalılar. Kültürlerini, Türkiye’yi çözümleyip sonra Avrupai, modern bir çizgi yakalamaya çalışsınlar. Bildiklerinin üzerine buldukları her şeyi eklesinler, sürekli öğrenmeye çalışsınlar. Bir şeylere ya da birilerine takılıp kalmasın, fikirlerini ileri götürmeyi düşünsünler. Bu sektör gerçekten çok zor. Kötü sözler duyabilir hatta aşağılanabilirler ama unutmasınlar ki bir anda büyük modacı olunmaz’ diyor.

Vivien Westwood, Commes de Garson, Balanciega, Victor&Rolf, Yohji Yamamoto’nun tasarımlarını büyük beğeniyle takip ettiğini anlatan İlker Çınarel, Hüseyin Çağlayan’ın çizgilerini çok sevdiğini söylüyor. Türkiye’ye geldiğinde kendisini en çok üzen şeyin birbirinin kopyası insanlar olduğunu belirten Çınarel ‘Herkes kendi stilini yaratsın, özenti olmasın. Bir şey moda diye yakışsa da yakışmasa da giyenler var. Sokağa bakıyorsunuz, kadınların, erkeklerin hepsi aynı. Farklı tek bir birey yok. Oysa moda bireye döndüğü zaman başlar’ diyor.
Star

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler