Buradasın: / /

Asıl marifet şişman bir kadına güzel elbise dikmek

Asıl marifet şişman bir kadına güzel elbise dikmek

Türkiye’nin en güzel gelinlikleri, tuvaletleri onun muhteşem atölyesinde dikiliyor. Yıldırım Mayruk’un anlattıklarında moda değil tarz, servet değil görgü var. Onun derdi diktiği kıyafetlerle mankenleri değil, sıradan kadınları mutlu etmek.

Düğme bile dikmemiş olanlar modacı olduklarını iddia ederken ‘Terziyim’ diyor Yıldırım Mayruk. Türkiye’nin birkaç atölyesinden birinin kurucusu. Gazetelerde, gördüğünüz düğünlerdeki tuvaletlerin, gelinliklerin bir kısmı orada dikiliyor. Mayruk modadan değil tarzdan söz eden bir terzi, bana anlattıkları da dostları saydığı müşterilerinin değil, iyi giyinmenin sırları oldu.

En zor düz bir elbise dikilir derler.

Çünkü düz elbise bütün kusurları gösterir. Güzel oturtacaksınız. Demet Şener’in gelinliği son senelerde büyük ses getirdi. Dümdüz bir gelinlik. Bir hanımefendi gördü, ‘Bu dikiş’ dedi.

Bazen ünlü bir ismin diktiği tuvalette yan dikişler büzüşüyor.

Türkiye’de insanlar ehil oldukları işi yapmıyor. Dikişten bahsetmeyeyim. Bir muslukçu sertifika almadan yapabiliyor mu muslukçuluk? O yüzden evimize tamirci çağırırız daha da bozup giderler.

BEDENİ DEĞİŞTİRİRİM

Marka kıyafetlerle bir atölyede dikilmiş bir giysinin farkı nedir?

Örneğin omzunuz çok dar olur, elbisenin kolları düşer. Üstünüze göre yapılan elbise kusurlarınızı kapayacaktır, güzel taraflarınızı ortaya çıkaracaktır. Ama vücudunuz mükemmelse hazır giyebilirsiniz. Yabancı modaevlerinden aldıklarınız hazır giyim, de luxe giyim diyelim. Benim elbisemde kusur yoktur. Üstüne göredir, önce kendime göre vücut inşa ediyorum, kalınsa inceltiyorum, 6-8 santim arasında daraltıyorum bir vücudu. Kalça yapıyorum, popo yapıyorum, göğüs yapıyorum. Bunlar dokunulduğu zaman da belli olmaz. Kime sorsanız, Yıldırım Mayruk için üç şey söyler; ‘Terbiyelidir, paragöz değildir, çok güzel dikiş diker’ (gülümsüyor). Ama hepsi bende diktirmiyor tabii. Samimi söylüyorum çok şişman birisine dikiş dikmekten çok mutlu oluyorum. Tabii ki Çağla Şikel’e, Sema Şimşek’e, Demet Şener’e; yahut müşterimdir, Özlem Önal’a dikmek istiyorum. Ama şişman bir insanın mutluğunu görmek gibisi var mı? Hiç beli yok, ben ona bel çıkartıyorum.

Denir ki, Mayruk’un atölyesinden çıkan bir palto beş kilo ver, beş kilo al, yine giyersin ve yıllarca gider.

Zaten iyi dikiş odur, büyük bir beden farkı olmadıkça üzerinize olur, deforme olmaz, sarkmaz. Çekiştirmezsiniz, düzeltmezsiniz. Benim diktiğim palto veya elbise senelerce giyinir. Yirmi senedir giyilen elbisem var. Bu yaz bir düğüne gittik, bir hanımefendi koşarak geldi, ‘Bak bakalım bana’ dedi. Üzerinde bir elbise var, ‘Benim elbisem mi?’ dedim, ‘Tabii, 35 sene önce diktin’ dedi. Yemin ederim, o gecenin en şık elbisesiydi.

Ama şimdilerde özellikle abiye bir kıyafetin bir kere giyildiği söyleniyor.

Bu belli bir zümrenin tavrı. Öyle müşterilerim var ki beş sene önceki tuvaletini giyiyor. Bunlar İstanbul’un hakiki sosyetesi. Böyle bir şımarıklık var şimdi, bir Avrupalı bir elbiseyi bir kere giyip atar mı? Bir haute couture elbise bir kere giyilir mi? Dünya para, bir servet. Geçen gün bir düğünde konuştuk, ‘Bir kere giyiyorlar, sonra ne yapıyorlar?’ dedi. Herhalde dolaba koymuyorlar, bence satıyorlar. Benim aklıma gelen bu. Bir de birer kere giyen hanımlar şık mı? Üzerinize uygun değilse, oranlarınıza uymuyorsa, elbisenin değişmesi sizi daha şık yapar mı? Her elbise herkese uyar mı?

Kimin giyimini beğenirsiniz?

Derin Mermerci, Elif Dürüst, Şirin Yalçın, Özlem Önal çok hoş kadınlar, tarzlarını bulmuşlar, güzel giyiniyorlar.

Kendinizi modacı değil de terzi olarak tanımlıyorsunuz.

Modacı ne demek bilmiyorum, terziyim. Dünyada adı bu. Yves Saint Laurent gelmiş geçmiş en büyük isim; terzi. Bu işe haysiyet getirdim, kimseyi aldatmadım, kimseye yalan söylemedim. Bugüne kadar hiçbir müşterimin eşinin metresi bana gelip dikiş diktiremedi. Hiçbir adam sevgilisinin parasını bana ödemedi.

Sizden giyinmek yabancı markaları giymekten daha mı ucuzdur?

Markasına bağlı, Valentino’dan bir elbise alırsanız çok pahalı. Ben ona göre ucuzum. Ama bazılarına göre pahalıyım ama kumaşın farkını göz önünde bulundurursanız onlardan da ucuzum.

Elbise diktirmek meşakkatli midir?

Niye olsun ki bakın Müjde Ar çok eski müşterim, geçenlerde programına çağırdı, ‘Hayatta bir terzim oldu, o da Yıldırım’dı’ dedi. Yılbaşı gecesi ntv’de bir programa çıkacak, kanal yaptıracakmış elbisesini. ‘Yıldırım’ı arayın, defile elbisesini kessin arasına kumaş diksin, versin bana’ demiş. Beni aradılar, ‘Hiçbir şey istemiyorum’ dedim. Çünkü Müjde Ar’a dikiş dikmek benim için bir onur. Kimsenin tanımadığı bir Müjde tanıyorum. Her şeyi mükemmel, benim için çok güzel, çok güzel huylu. Geldiği gün burada bir prova aldım, ölçü almam ben, hep göz kararı, korseyi getirttim, giydirdim, hiç prova çıkartmadı. Ana elbiseyi giydi, arkasında biraz darlık yaptı, onu açtık, bugün bitmişini giydi.

DRAPEMİN ÜSTÜNE YOKTUR

Tayyör ve mantoyu erkekler daha iyi dikermiş, doğru mu?

Tayyör ve mantoyu 25-30 senedir erkeğe diktiriyorum. Elbiseyi hanımlar güzel dikiyor. Her şeyi burada yaptırırız. Çiçeğimi Ankara’da yaptırıyorum. Bir iş bölümü var, ben elbisenin modelini çizerim, kumaşını ayarlarım, nakışı Barbaros yapar, şapkayı Barbaros yapar ama elbiseye de çok katkısı olur.

Drapeniz ünlü.

Drape seviyorum, insan sevdiği şeyi güzel yapar. Hiç bu dikişi dikmezken ablam terziydi, ona drape yapıyordum. Şimdi yapmıyoruz öyle, fitil gibi drape yapardım. İki yıldır incecik drape yapıyorum. İddialı söylüyorum, dünyada böyle drape çeken çok az yer kaldı.

Defilelerde hep abiye var?

Eskiden ortalama yüz parça olurdu. Günlük elbiseyle başlar, öğleden sonra elbisesi, akşamüstü elbisesi, kokteyl elbisesi ve gece elbisesi. Avrupa’da defilelerdeki parça sayısı 30’a, 15’e kadar düştü. Biz de 70 civarında çıkartıyoruz. Bütün dünya genellikle abiye yapıyor. Ama ben ısrarla tayyör-paltoyla başlıyorum, ufak elbise birkaç tane, ondan sonra gece elbisesi. Bunu 30 parçada yapmanıza imkan yok.

Bu kıyafetler, sabah arkadaşlarıyla buluşan, öğleden sonra çaya giden, akşam eşiyle bir davete katılan kadınların hayatına uygun. Ama birçok kadın artık çalışma hayatının içinde.

Sabahleyin güzel bir pantolon ceket veya etek ceket giyersiniz, üzerine şık bir manto veya trençkot alırsınız. O kadar hoşgörülü ki insanlar ipek veya tafta bir trençkot giyin, akşam ufacık bir broşla şıklaştırın, öyle oturun hatta. Bir tayyör giyersiniz, bütün mesele çantanızda taşıyacağınız birkaç aksesuardır. Sabah eşarpla çıkarsınız, akşam yakanıza bir broş yerleştirirsiniz veya bir bluz değiştirirsiniz. Yeter ki o göz olsun. Dümdüz etek bluz da giyseniz kaliteli bir ayakkabı ve çantayla şık olabiliyorsunuz.

KOTTAN NEFRET EDERİM

Şimdi kot giyiliyor.

Nefret ediyorum, bir kere pis geliyor bana. Bugün üstümde var ama... Benim hiç yoktu, geçen sene Mavi Jeans ölçü alıp yaptılar. Şimdi güzel ceketlerin altına bile giyiyorum çünkü iyi bir dikiş. Yakıştığı zaman güzel bir ceketle, güzel bir akses

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler