Buradasın: / /

Başarılı takı tasarımcısı Cem Lokmanhekim, Doğu ile Batı'yı birleştirdiği tasarımlarıyla göze çarpıyor.

Başarılı takı tasarımcısı Cem Lokmanhekim, Doğu ile Batı'yı birleştirdiği tasarımlarıyla göze çarpıyor.

Sosyetenin mücevher tasarımcısı olarak tanınan Cem Lokmanhekim, sanıldığının aksine sadece sosyeteye değil, aslında herkese hitap ettiğini ve kolay ulaşılabilir biri olduğunu söylüyor..
 
Başarılı takı tasarımcısı Cem Lokmanhekim, Doğu ile Batı'yı birleştirdiği tasarımlarıyla göze çarpıyor. Ürünlerinin herkese hitap ettiğini söyleyen Lokmanhekim, tasarım hikayesini Goldİstanbul dergisine anlattı...

* Takı serüveniniz nasıl başladı?
Ailem bu sektörün içinde ama meslek olarak seçmem çok bilinçli bir karar olmadı. İstanbul Üniversitesi'nde iktisat okuyordum. Üniversiteyi bitirmeden takıya merak sardım. Sonra da arkası geldi. Meslek olarak düşünmüyordum ama kötü bir ekonomist olmaktansa, iyi bir takı tasarımcısı olmak istedim.

* Bu durumda sektörün 'alaylısı' olmuş oldunuz...
Öyle oldu ama 'alaylı' olmanın iyi bir şey olduğunu savunmuyorum. İnsanları yanlış yönlendirmek de istemiyorum. Tabii ki bir ruh meselesi. Ruh, zevk ve görgü, tasarım için en önemli şeyler. Bunlarla birlikte 'keşke akademik kariyerim de olsa' diyorum. Eğitimin çok önemli olduğuna inanıyorum. Yeteneği destekleyici bir şey eğitim.

SIRADIŞI TAKILAR YAPIYORUM
* Siz bu konuda eğitim vermeyi düşünüyor musunuz?
Düşünüyorum aslında. İyi teklifler de geliyor ama içime sinen bir şey olmasını istiyorum.

* Tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?
Ben daha çok kişiye özel, sıradışı, pek görülmemiş takılar yapmayı seviyorum. Bunun için de gizli bir netlik ve yalınlık olmasını istiyorum. Tasarım konusunda kendimi çok özgür hissediyorum. Sezona hazırlanmak ve koleksiyon yapmak bazında etkilendiğim birtakım şeyler var hayata dair ama daha çok konsept üzerine çalışmayı seviyorum. Her koleksiyonun kendi içinde bir hikayesi var. Hikayesi olan takıları seviyorum.

* Beslendiğiniz hikayelerin arasında kişiler, olaylar ya da başka tasarımlar var mı?
Tabii ki. Zaten tasarım hayatın ta kendisi. Birtakım olaylar, yaptığım seyahatler ve detaylar vardır koleksiyonlarım arasında. O koleksiyonlar aslında hep bir yerlerden, bir şeylerden dönüştür benim için.

* Tasarımlarınıza başlamadan önce kendinizi nasıl hazırlıyorsunuz?
O kadar planlı değilim açıkçası. Gecenin ikisinde bir gece kulübünde peçeteye bir şeyler çizerken bulabiliyorum kendimi. Tasarım benim için böyle bir şey. Her zaman başucumda, yanımda kağıt kalem olmuştur. Çok araştırmak, çok okumak gerekiyor koleksiyonlara başlamadan önce. Bu en büyük aşama. Sadece desen değildir koleksiyon. 'Osmanlı' koleksiyonunu Türkiye'de ilk ben yapmıştım mesela. Çok araştırmıştım. Sonucunda da çağdaş bir Osmanlı tasarlamıştım.

* Her koleksiyonunuzun bir hikayesi var. Peki 'en güzel hikayem' dediğiniz hangisi?
'Doğum' teması çok güzeldi. Doğumdan yola çıkarak, 'Anneler ve Çocukları' koleksiyonu yaptım. Gördüğüm hamile bir kadından etkilenmiştim. Üzerinde uçuşan, beyaz puantiyeli bir elbise vardı. Ondan yola çıkarak doğumu işlemiştim. Son koleksiyonum 'Mandala' da çok iyiydi bence.

* Takılarınızı tasarlarken özel olarak kullanmayı sevdiğiniz taşlar var mı?
Bu konuda çok sınırsızım. Canım ne isterse onu kullanıyorum. Türkiye'de materyal çok fazla ama ben malzemeyi kendim yapmayı, kendim yaratmayı seviyorum. Hazır bir malzemeyi herkes kullanabiliyor. Bir özelliği de kalmıyor o zaman. Yarı değerli taşlar zaten çoğu koleksiyonumda var. Bu sezon daha çok saydam taşların üzerinde duruyorum. Uçuk pembe kuvarslar, beyaz kalsedonlar, açık mavi akikler ve inciler kullandım.

* Kişiye özel tasarım yapıyorsunuz, bunlar tek modelle mi sınırlı kalıyor?
Eğer müşterim benden özel bir takı istiyorsa durum değişiyor, ona özel tek bir model yapıyorum. Ama hazırladığım diğer koleksiyonlarda modellerin her türlü serisi oluyor.

HERKES BANA ULAŞABİLİR
* Kişiye özel tasarımlarınızda; çizeceğiniz modele, kullanacağınız materyale müşterilerinizle birlikte mi karar veriyorsunuz?
Genelde ben karar veriyorum ama tasarım yaptığım kişiden de küçük doneler alıyorum. O zaman iyi bir şeyler yakalıyorsunuz. Herkes kişiye özel bir şey yaptıramaz bana. Elektrik almam lazım, çok sevmem lazım, hissetmem lazım. Kişiye özel şeyler yaptığımda para benim için hep son planda olmuştur.

* Bu da sizin müşteri profilinizi oluşturmuş oluyor...
Gayet tabii. Müşteri profilim çok geniş zaten. Dışarıdan algılandığı gibi sadece 'sosyetenin ve sanat dünyasının tasarımcısı' değilim. Herkes bana ulaşabilir. Esasında cemiyet hayatından, sanat dünyasından çalışmadığım isim yok. Hepsi belirli dönemlerde müşterim oldu. İsim vermeye kalksam, müşterim olmayanları söylesem daha iyi ama dediğim gibi her kesimden herkes bana ulaşabilir aslında.

Hareketli takılar ve altın yine çok moda

* Bu yıl takı trendleri neler?
Son iki senedir altına dönüş var. Ayrıca geometrik formlar çok gündemde. İç içe geçmiş halkalar, spiraller, elle forma giren, büzüşen, elastikliği ön planda olan takılar da çok moda. Yer değiştirebilen, dans edebilen, hareketli takıları da trendler arasında sayabilirim. Beyaz altın da çok moda.

* Bir röportajınızda "Yurtdışına açılmak istemiyorum" demişsiniz...
Doğru, açılmak istemiyorum çok fazla. İstanbul'da yaşamayı çok seviyorum. Uluslararası bir boyuttayız burada. Orada çok ciddi reklamlar, paralar dönüyor. O ciddiyetin içinde çalışmak istemiyorum. Tasarım anlamında da sadece Doğu ya da sadece Batı yanlısı olmanın, bir tarafta sıkışmanın çok yanlış olduğunu düşünüyorum. İkisinin özetinin olduğuna inanıyorum.
SABAH
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler