Buradasın: / /

Emel Acar moda tasarımcılığı ile konuşuluyor.

Emel Acar moda tasarımcılığı ile konuşuluyor.

Astoria Alışveriş Merkezi’nin açılışı için hazırladığı kıyafetleri bir defileyle modaseverlere sunan Emel Acar, moda dünyasında emin adımlarla yoluna devam ediyor. Modacı olduktan sonra birçok eleştiriye maruz kalan Acar, tepkisini şöyle gösteriyor: “Kocamın parasını kullanarak meslek sahibi olmayı kabul etmiyorum, onun ancak desteğini alabilirim.”

1993 yılında Türkiye Güzellik Yarışması’nda ikinci olduktan sonra hayatı değişen isimlerden biri Emel Acar. İki yıl podyumlarda boy gösteren Acar’ın mankenlik hayatı, işadamı Erdal Acar ile evlendikten sonra sona erdi. Sonrasında yapılan dedikodular, çıkan haberler ikilinin evlilik hayatlarını kesinlikle etkilemedi ve 13 yıldır mutlu bir beraberlik yaşıyorlar. Son yıllarda ise 34 yaşındaki Emel Acar moda tasarımcılığı ile konuşuluyor. 2000 yılında bir butik açan Acar, yaptığı tasarımların büyük ilgi görmesinin ardından 2003’te Houte Couture çalışmalarına başladı. İlk olarak 2006’da ilk defilesini gerçekleştiren Acar, moda tasarımcılığına tüm hızıyla devam ediyor. Hedefinin 2009 yılında Milano’da bir defile gerçekleştirmek olduğunu söyleyen Emel Acar ile tasarımlarını ve hayatını konuştuk.

n Küçükken gardırobunuza özen gösterir miydiniz?
Evet, annem de babam bu konuda benden çok çekmiştir. Tam olarak inatçıydım. O zamanlar Karamürsel’e giderdi herkes, beni mağazaya götürdüklerinde, hep kendi bildiğimi almak isterdim. Daha 6 yaşında çorabım elbisemin rengine uyacak, kurdelalarım uyumlu olacak diye tuttururdum.


n Güzellik yarışmasından sonra uzun süre mankenlik yapmadınız, özel bir nedeni var mıydı?
Bu işi uzun süre yapmayı hiç düşünmemiştim zaten. Mesleğimin zirvesinde, en güzel yerinde bıraktım. İşin mutfağında kalmak istedim. Ayrıca Erdal’la tanışmam da bu kararımda etkili oldu.


n Şimdi o yılları düşündüğünüzde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir rüyaydı, geldi geçti... Hayal meyal hatırlıyorum, güzel zamanlardı ve geride kaldı.


n Mankenlik yaptığınız zamanlarla şimdiyi kıyasladığınızda nasıl farklar görüyorsunuz?
Aslında şu dönemin podyum arkasını bilmiyorum. Ama bizim zamanımızda insanların birbirine saygısı vardı. Belki de en ayırıcı faktör bu.


n Defilelerinizde mankenlerle aranız nasıl?
Onların rahat ve mutlu olması için her şeyi yapıyorum. Saç ve makyajları, konforları motivasyonlarını yükseltmeli. Aksi halde keyiflerini kaçırarak podyumda iyi bir performans alamazsınız. Ben de mankenlik yaptım, bunları iyi bilirim. Saçları güzel olmayan bir manken podyumda performans sergileyemez.


n Mankenlik yaptığınız dönemde tasarımcıların kıyafetlerini eleştirir miydiniz?
Evet eleştirirdim, şimdi çok pişmanım. Birçok arkadaşım da bunu yapmıştır. Beğenmediğimiz kıyafetleri, “Bu da tasarım mı” dediğimiz kıyafetleri giymişizdir. Ama işin başına geçince çok zalimlik ettiğimi anladım. Her işin emeğine saygı gösterilmeli...


u Taklitçilikle dükkan dönmez
n Tasarım sizin daha önce hayalini kurduğunuz bir meslek miydi?
Evet, meslek lisesinde giysi tasarım okudum. Lise yıllarında birçok yarışmaya katıldım. Yüksek okula gidebilseydim eğer tasarımcılık üzerine eğitim almak isterdim, ama olmadı.


n Bu konuda çok fazla eleştiri aldınız...
İyi iş yapan herkes eleştirilir, bu ülkede insanlar böyle. Diplomam olmasını ben de isterdim, ancak yok. Ayrıca diploma olmazsa olmaz bir meslek yapmıyorum. Ben ne avukat, ne de doktorum. Tasarımcıyım, dolayısıyla hayalgücüm ve yeteneğim benim bu mesleği yapmama izin veriyor. Kim ne söylerse söylesin...


n Tasarım yapmaya nasıl karar verdiniz?
Acarkent’te hazır giyim mağazam vardı. Bir gömleğin, pantolonun üzerinde değişiklikler yaparken “Neden tasarımla uğraşmıyorum” demeye başladım. Bir terzim vardı, ona çeşitli modeller diktiriyordum. Ve bu konuda kendimi sınamak istedim.


n Eleştiriler sizi yıldırmadı mı?
İlk konuşmaların ardından çok üzüldüm ama sonra anladım ki başarılı insan hakkında konuşuluyor. Hiç eleştirilmiyor olsaydım o zaman kaygılanabilirdim. Eleştiriler beni üzmez, aksine daha çok hırslandırır.


n Eşinizin zengin olması “Kocasının parasıyla meslek sahibi olmaya çalışıyor” diye algılandı, bunlar sizi nasıl etkiliyor?
Saçma geliyor. Kocamın parasını kullanarak meslek sahibi olmayı kabul etmiyorum, ancak kocamın desteğini alabilirim. Bu mesleği yapabilmek için yaratıcı olmak gerekir. Koca parasıyla yetenek satın alınmıyor.


n İlk defilenizde taklit tasarımlar yaptığınız söylenmişti...
Taklidi bir defa yaparsınız... Peki sonra ne olacak? Taklitçi mantığıyla dükkan dönebilir mi? Esinlendiğim tasarımlar oluyor ama dünya böyle zaten. Bir elbise görürsünüz, o size başka bir elbise yarattırır.


n Kendinizi nasıl bir tasarımcı olarak tarif ediyorsunuz?
Vizyonu geniş olan ve ileriye bakan, sürekli yenilikleri kendine ekleyen bir tasarımcıyım.


n Müşterilerinizi yönlendirdiğiniz oluyor mu?
Gelen kadının aklını mutlaka çeliyorum. Saç rengi, kaşlarını alış biçimi, daha iyi olabilecek tarzı ona sunuyorum. Hangi rengin onu daha iyi göstereceğini anlatıyorum. Hiç kötü bir sonuç almadım, geri dönüşler olumlu oldu.


Akşamları Erdal’la playstation oynuyorum
Emel Acar bir gününü şöyle geçiriyor: “07.30’da kalkıyorum. Kalkar kalkmaz, sıcak suyun içine kayısı koyar, suyu içer, kayısıları yerim. Bu cilde iyi gelir, bağırsakları çalıştırır. Her gün spor yapıyorum. Çocuklarla ve kocamla birlikte kahvaltı yapar, çocukları okula, kocamı işine uğurlar, ben de işimin başına geçerim. Akşam 16.00’dan sonra müşteri almamaya çalışırım ki çocuklar okuldan gelmeden önce evde olabileyim. Saat 19.00 gibi kocam eve gelir, yemek yeriz. Çocuklar 22.00’de yatar, biz de Erdal’la film seyrederiz ya da playstation oynarız.”


Morcivertler ve sarılar yazı renklendirecek
“Geçen yıl hazırladığım defilede kullandığım tüm renkler bu yıl moda oldu. Morcivertler, sarılar... Bu yıl da vitrinleri süsleyecek. Günlük giyimde 70’ler ve 80’ler yeniden sokakta olacak. Mantar topuklar, bol paça pantolonlar, bandanalar, kocaman gözlükler moda. Maksi çiçekli elbiseleri her yerde göreceğiz” diyen Acar, kendi giyim tarzını da şu sözlerle anlatıyor: “Spor giyinmeyi seviyorum ama sporu şık kullanmayı tercih ediyorum. Abiye kıyafeti çok fazla seven biri değilim. Gardırobumun olmazsa olmazı ise siyah ve beyaz tişörttür.”
Vatan

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler