Buradasın: / /

Kadın tasarımı yapmak baş döndürücü

Kadın tasarımı yapmak baş döndürücü

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri’nin (İTKİB) katkılarıyla yılda iki kez gerçekleştirilen IFF- Uluslararası İstanbul Moda Fuarı bu yıl 7-8-9 Şubat’ta yapılacak. Fuara iki önemli defile damgasını vuracak gibi görünüyor. Birincisi açılış günü gerçekleşecek Özlem Süer defilesi. Süer’in "Dünyanın Tüm Sabahları" adlı filmden ilham alarak hazırladığı koleksiyonu sanatın zaferini anlatıyor. İkinci önemli defile ise 8 Şubat günü gerçekleşecek Jean Luc Amsler defilesi.

Nasıl bir çocuktunuz?

-
Tek kelime ile bağımsız. Ailem benden ne istediyse hep tam tersini yaptım. Modayı da bağımsız yapılabilecek bir iş olduğu için seçtim.

Nerelisiniz?

-
Kalbimde iki ülke var. Düşüncelerimin ülkesi Fransa ve aksiyona geçtiğim ülke Fransa.

Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?

- Karar vermedim. Kendimi birdenbire işin içinde buldum. Ama sanırım her şey giysilere olan hassasiyetimle başladı. Tanımadığım insanların üzerindeki kıyafetleri dakikalarca incelerdim. Kafamda değiştirip, farklılaştırırdım. Bu işi öğrenmeliyim deyip ünlü modaevlerinde asistanlık yapmaya başladım.

Christian Dior’dan Yves Saint Laurent’a ve Jean Louis Scherrer’e kadar birçok modaevinde çalışmışsınız. Hangi modaevinde ne öğrendiniz?

-
Jean Louis Scherrer’in asistanıydım, kendisi bana detaylardaki önemi, saygıyı ve elbisenin oluşturulmasını öğretti. Yves Saint Laurent koleksiyona sanatsal boyutu katmayı, koleksiyon aracılığıyla kendimi ifade etmeyi ve özgürlüğü gösterdi. Dior’da erkek koleksiyonlarının tasarımcısıydım. Aynı zamanda Dior pafümlerinden Eau Sauvage’ın imajinı değiştirmekten sorumlu olarak çalıştım.

KADIN TASARIMI YAPMAK BAŞ DÖNDÜRÜCÜ/_newsimages/4848062.jpg

Kendi markanızı kaç yılında yarattınız?

- 1991 yılında Paris’te kendi koleksiyonlarımı tanıtmaya başladım.

Neden erkek tasarımını bırakıp kadına geçtiniz?

- Çünkü kadın daha baş döndürücü ve tasarımı sonsuz geliyor.

Sizin markanızı giyen kadını bana anlatabilir misiniz?

- Sınırsız, dünya vatandaşı ve teatral, heykelsi ve elegan. Giydirdiğim her kadının kendine özgü asaleti, karakteri ve ünü var. Hatları ortaya çıkaran cilveli ama bir o kadar da eğitici tasarımlar yapmaya bayılıyorum.

Eğitici derken?

- Her koleksiyon, kişisel bir stilin eleğinden geçmiş tarihsel bir yansıma aslında. Her defasında yeni şeyler öğreniyorum, bilmeyenlere öğretiyorum, bilenlere de hatırlatıyorum. Benim stilim de ağırlıklı olarak tasarımdan, netlikten, insan bedenine farklı bir form verme kaygısından etkilenmiş bir stil. Rock, dandy akımı, fütürist çizgi filmlerden fazlasıyla etkileniyorum. İdeal kadını bulmak için gidilen yoldaki özgür hareketler ve o kadını yaratıcılığın sonsuz zenginliğiyle süsleme düşüncesi de tasarımlarımı şekillendirmede bana yol gösteriyor.

KALİTEDEN ÖDÜN VERMEYİN, YETER

Markanız özellikle Çin
’de çok ilgi görüyor. 2005’te orada en iyi tasarımcı ödülü aldınız. Çin pazarını nasıl buluyorsunuz?

- Çin
 pazarı ekonomik açıdan çok dinamik ve enteresan. Oradaki uç enerjiyi hissedip yaşamayı çok seviyorum. Çin ’de hiçbir şeyin limiti yok.

Fason üretici iki ülke oldukları için Çin  ve Türkiye çok sık karşılaştırılıyor. İki ülkeyi de bilen biri olarak siz de Çin  ve Türkiye’yi kıyaslar mısınız?

-
Bence Çin ’le Türkiye mukayese edilemez. Çin kızgın bir enerjiye ve robotsal bir yapıya sahip. Türkiye daha sanatsal, rafine ve detaycı bir kültür.

Sizce Türkiye, Çin  gibi iş gücünün çok ucuz olduğu bir ülke karşısında daha ne kadar direnebilir?

-
Türkiye’nin Çin ’e daha uzun süreler direnebilmesi için kullandığı malzeme kalitesini artırması şart. Kaliteden ödün vermezseniz Çin  karşısında yenilmezsiniz. Daha pahalı olan iş gücünü kaliteden ve finisyonlardan ödün vermeden kullanabilirsiniz. Bir kadın daha kaliteli ve farklı bir ürüne biraz daha fazla para harcamaktan hiç çekinmez.

Markanızı Türkiye’de satmayı planlıyor musunuz?

-
Türkiye pazarına kendi markamın adını taşıyan bir butikle girmeyi planlıyorum. Türkiye’ye daha önce iki kere geldim. İlki 1982 yılında havaalanına yakın bir haute couture atölyesinde staj için, ikincisi 1999’da Dior’un parfüm lansmanı için. İstanbul benim için önemli bir destinasyon. 


 İstanbul Moda Fuarı’nda defile daveti size nasıl ulaştı? Kabul etmenizdeki etkenler neydi?

-
Davet markamın uluslararası halkla ilişkilerinden sorumlu L’Appart PR firmasının İstanbul şubesi aracılığıyla geldi. Markamı Türkiye pazarına açmayı düşünüyorum ve bu defileyle kendimi ve tasarımlarımı sizlere daha yakından tanıtacağım.
Hürriyet

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler