Buradasın: / /

"Kendiniz olun, tozlanmış değerlerinizin tozunu alırsanız yeni bir enerji yaratabilirsiniz."

"Kendiniz olun, tozlanmış değerlerinizin tozunu alırsanız yeni bir enerji yaratabilirsiniz."

Hayatımda tanıdığım en güzel gülen adamlardan biri. Zeki, sıcak ve samimi. Hayatta ne yapmak istediğini çok iyi biliyor. Tek isteği kendisi olabilmek. Herkese de bunu öneriyor. Moda kurbanı olmak istemeyenler, fotokopi insanlar çetesine üye olmayı reddedenlerin tek kurtuluş yolu, kendileri olmak diyor.

Türkiye için de temennisi aynı: "Kendiniz olun, tozlanmış değerlerinizin tozunu alırsanız yeni bir enerji yaratabilirsiniz." Ennio Capasa (48), Harvey Nichols’da küçük bir Costume National defilesi yapmak için İstanbul’a geldi.

Moda tutkunu bir anne babanın çocuğu olmak nasıldı?

- Büyük şans. Biri bana mükemmel anne babayı tarif et dese, onları anlatırım. Güney İtalya’da Puglia kentinde doğdum. Çocukluk deyince her şeyden önce annemle babamın perakende mağazasını hatırlıyorum. 1960’ların ve 1970’lerin ünlü avangard markalarını satarlardı. Versace, Armani, Yohji Yamamoto getirirlerdi. Babam öldü, annem hálá yaşıyor. Ve hálá çalışıyor. Artık Gucci, Balenciaga gibi markaları satıyor. Çok ama çok trendy bir kadındır.

Tasarımcı olacağınızın ilk sinyallerini nasıl verdiniz?

- Kıyafetlerle aramda her zaman büyük bir çekim vardı. Çocukken yalnızca mağazada vakit geçirmekten hoşlanırdım. Oturup, alışverişe gelen kadınları giyinirken seyrederdim. O kıyafetin altına o ayakkabı olmadı, o etek kötü oldu, bu gömlek yanlış durdu diye de eleştirirdim. Bu gibi durumlarda annem benden pek hoşlanmaz, sürekli dışarıya çıkarırdı. Ama kapıdan kovsa, mağazaya girecek başka bir delik bulurdum.
/_newsimages/5178156.jpg
İlkokulda klasik bir öğrenci miydiniz?

- Keşke... Üniforma zorunluluğu vardı ama ben hep reddederdim. Annem formayı giydirir, servis otobüsüne bindirirdi. Otobüsteki çocukların da aynı şeyi giydiğini görür görmez üzerimdekileri parçalarcasına çıkarırdım. 6 yaşındaydım. Çareyi, beni pedagoga götürmekte buldular. Pedagog aileme "Giysilerle arasında bir ilişki var, bırakın özgür olsun" dedi. Ailem öğretmenlerime durumu anlattı. Mezun olana kadar bir daha üniforma giymedim. Onlarca üniformalının arasındaki tek sivil olmanın verdiği hazzı anlatamam.

Üniversitede heykel okuduğunuzu biliyorum. Bu eğitimin kariyerinize nasıl bir katkısı oldu?

- Heykel eğitimi sayesinde insan anatomisine hayran oldum. Markamın temel felsefesini bu sayede oluşturdum. 1980’lerin sonunda Costume National’ı kurduğumda büyük omuzlar ve vatkalar modaydı. Vücuda yakın dar kalıplı kıyafetler yapmayı tercih ettim.

Okuldan mezun olur olmaz Japonya’ya gidip Yohji Yamamoto ile çalışmaya başladınız? Yamamoto heykel mezunu genç bir İtalyan’ı nasıl işe aldı?

- Mezun olunca bir süreliğine dünyayı gezmek istedim. 8 ay  Hindistan ’daydım. Sonra Japonya’ya geçtim. Japonya’da bir arkadaşım Yohji Yamamoto’yu tanıyordu. Bir şey çiz, götüreceğim, dedi. Hemen bir kıyafet çizdim. Ertesi gün Yamamoto’dan gel hemen başla diye haber geldi.

Ondan ne öğrendiniz?

- İş disiplinini, bu işi iyi yapmak için çok çalışmak gerektiğini öğrendim. Bilirsiniz Japonlar çalışır, çalışır, çalışır. Bugün bildiğim bir dolu tekniği o yıllarda öğrendim. Ama yaptıkları hayalimdeki kadın tipiyle örtüşmüyordu. Gidiş yolu tamamdı, sonuç hayır. Bunun üzerine İtalya’ya döndüm ve ağabeyimin desteğiyle kendi kadınımı, kendi markamı yarattım.

Hayalinizdeki kadını piyasaya nasıl kabul ettirdiniz?

- Bir şeyi başlatmak her zaman çok zordur. Biraz şanslıydım. Hiçbir şeyi taklit etmeden kendi tasarımlarımı yapmak beni parlattı. Her zaman "kendin olmak" en önemlisidir. Moda eskiden çok az insana hitap ediyordu. Şimdi dünyadaki herkesin moda hakkında bilgisi var. Artık yeni bir şeyler yapmazsanız insanlara bunu kabul ettiremezsiniz.

Bu markanın erkek koleksiyonu nasıl ortaya çıktı?

- Çok komik. Kendim için vintage tarzı şeyler almayı çok seviyordum. Genellikle de Londra’dan bulup buluştururdum. Sonra bir gün Londra’dan elim boş döndüm. Bari kendim yapayım dedim. Erkek koleksiyonu böyle başladı.

BU YAZ VURGU KADININ OMUZLARINDA

Kadının kalça, omuz ve boyun bölümlerine vurgu yapmayı seviyorsunuz. Önem derecesine göre sıralarsanız, kadın vücudundaki en sevdiğiniz yer neresi?


- Kariyerim her sezon kadının başka bir yerini vurgulamaktan ibaret. Bu yaz vurgu omuzlarda mesela. Gelecek kış boyunda olacak. Kadın birçok bakış açısından güzel görünebilen bir yaratık. Bazen boyundan, bazen omuzlar, bazen göğüs bazen de sırt.

Kadını seksi göstermek ne kadar umurunuzda?

- Kadın zaten seksidir. Önemli olan bu seksiliği basitleşmeden ortaya çıkarmak. Günümüz şartlarında bir kadının seksi gözükmesi için kendinden emin ve ilginç olması gerekiyor. Bu yüzden seksi bir şeyler tasarlamak istediğim zaman kadın bakış açısı ile tasarlıyorum. Çünkü erkek bakış açısı ile baktığımda seksi değil basit şeyler tasarlıyorum.

Geleceğin kadınını ve erkeğini nasıl hayal ediyorsunuz?

- Gelecek hakkında konuşmak çok ürkütücü... Umarım dünya bütün kirlilikleriyle ve felaketleriyle yerinde olur. Kadınların ve erkeklerin daha özgür ve daha kendileri gibi olacağını hayal ediyorum. Globalleşme dünyayı daha küçük bir hale getiriyor. İstanbul’da Costume National giyen bir kadın ile Paris’te giyenin farklı tarza sahip olacağı günleri düşlüyorum.

Her bireyin kendi stilini tasarlamasından bahsediyorsunuz. Peki o zaman uzun vadede tasarımcılara da ihtiyaç kalmaz. Bu sizi endişelendirmiyor mu?

- Hiç endişelenmiyorum. Aksine bu dediğimiz şey olsa çok mutlu olurum. Herkes tasarımcı olamaz ama herkes kendinin stilisti olabilir. Bu da güzel olur. Rüyam gerçekleşir.

MARKAMIN DNA’SINI KORUMAYA ÇALIŞIYORUM

Ben özgür olma fikrini seviyorum. Markamı kullanan hiç kimseye hiç bir kalıp önermiyorum. İstediği parçayı istedikleri gibi giyiebilirler. Günümüzde özgür olmak çok zor çünkü bütün insanlar birbirine benziyorlar. Ben markamın DNA’sını koruyup ilerlemeye çalışıyorum. Mercedes’i çok severim. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan Mercedes’le bugünkü Mercedes arasında dünya kadar fark vardır ama başka bir gözle baktığınızda ikiside aynı arabadır. Costume National de böyle bir marka.

Hint esintileri 2008 yaz koleksiyonunu hazırlamadan önce  Hindistan ’a gittim. Hafiflik hissi için hafif renkler kullandım. Geleneksel Hint kıyafetlerinden esinlenerek omuza vurgu yaptım. Asimetrik ve eğlenceli bir koleksiyon oldu. Benim koleksiyonlarım siyah ağırlıklıdır. Çünkü düz renklerin üzerinde çok rahat konsantre olabiliyorum. Ama bu yaz renkli bir yaz oldu. Renkler benim için tatlı gibidir. Çok yersen miden ağrır, tadında yersen büyük zevk verir.

GENÇ OSMAN

Yarattığı ’Osm@n’ markası ile Osmanlı Padişahları’nı teknoloji ile buluşturan konsept tasarımcısı Sedef Çalarkan şimdi ’Genç Osm@n’ ile gençleri hedefliyor. ’Genç Osm@n’ markasının ana teması da Osmanlı İmparatorluğu... /_newsimages/5178158.jpgAncak buradaki konsept, Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtişamını bugünün gençlerine taşımak. Sedef Çalarkan, gençleri çok sevdiğini, gerçekte sahip olamayacakları değerdeki ihtişamı onlara günlük yaşamın bir parçasıymış gibi sunmaktan hoşlandığını söylüyor. Ona göre "köklerinden gelen miras genç

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler