Buradasın: / /

Tito’dan kaçtı Türkiye’de iç çamaşırı kralı oldu

Tito’dan kaçtı Türkiye’de iç çamaşırı kralı oldu

Tito rejiminden kaçarak Üsküp’ten İstanbul’a göçen bir aileden gelen Kamuran Bey, bugün kendi tasarımı iç çamaşırlarını 100 ülkeye satar hale geldi. Yeni İnci’nin patentli icatları da bulunuyor

Çamaşır sektöründe liderlik koltuğunda oturan Yeni İnci’nin temelleri, 1954 yılında Yugoslavya’da hüküm süren Tito rejiminden kaçmak için Üsküp’ten İstanbul’a göçle atılıyor. Terzi olan Ömer Kahyaoğlu, bir süre sonra       30 metrekarelik bodrum katındaki tuhafiye dükkanında geçimini sağlıyor. 1979 yılına gelindiğinde akrabası olan Kamuran Atakan’ı ve oğlu Selahattin Kahyaoğlu’nu da yanına alarak yoluna devam eden Ömer Kahyaoğlu’nun Yeni İnci’si bugün, üçüncü kuşak yöneticiler Furkan Atakan ve Kaan Kahyaoğlu’nun da işin içine girmesiyle 100’den fazla ülkeye ihracat yapar hale gelmiş.

• Çamaşırda Türkiye’nin lider markasısınız. Önce Yeni İnc ’nin hikayesini anlatır mısınız?

Biz Yugoslav göçmeniyiz. Ömer Kahyaoğlu, 1954 yılında Tito rejiminden kurtulmak için ne kadar malı mülkü varsa bırakıp Üsküp’ten İstanbul’a kaçıyor. İstanbul Haseki’de                     30 metrekarelik bir tuhafiye dükkanı açarak ekmek parasını kazanmaya başlıyor.

Bir yandan da mesleği terziliği devam ettiriyor. Sattığı ürünler arasında iç çamaşırına daha çok talep olunca bu alana ağırlık vermesi gerektiğini düşünüyor ve böylece üretime ilk adımı atmış oluyor.  80’li yıllara gelindiğinde üretim alanı önce                300 metrekareye, sonra 2 bin 500 metrekareye kadar çıkıyor. 2001 yılında ise fabrikanın büyüklüğü 10 bin metrekareyi buluyor. Ondan sonra ailenin diğer fertleri de işin içine dahil oluyor.

• İç çamaşır sektöründe neredesiniz?

Pazar lideriyiz. Rakiplere bakıyoruz, takip ediyoruz. Ürünlerimiz taklit ediliyor. Başta buna bozuluyorduk, ekonomik zarara uğruyoruz diye. Ama şimdi seviniyoruz. Demek ki biz taklit edilecek ürünler yapıyoruz. Özellike Çin ucuz ürünlerine bizim etiketlerimizi dikip satıyor. Şu anda 2 bin noktada varız.     3 tane de kendi mağazamız var, 100 mağaza hedefimiz var 10 yılda. 350 çeşit ürün gamımız var. Bu ürünleri mağazalarda daha geniş bir platformda sergileyebileceğiz.

Yeni İnci olarak tanınsanız da sizin başka isimlerle markalaranız da var...

Y-Girl, markasıyla genç kızlara özel ürünler tasarladık. Bir de erkekler için yarattığımız ‘Kitaro’ var. Bu koleksiyondaki ürünler genellikle sportif, dinamik ve modern çizgiler taşıyor. Ürün potföyümüzü de artık sadece çamaşır değil, pijamaya da yönlendirmiş durumdayız.

• Yakın ve orta vadedeki yatırım planlarınız neler?

Biz çocuklara da hitap etmek istiyoruz. Mayoya da girmek hedeflerimiz arasında. Çocuklara çamaşır ve pijama üretmenin yanı sıra mayoda da butik üretim yapmak istiyoruz. Kırklareli, Avcılar, Bayrampaşa’da fabrikalarımız var. Bunları bir yerde toplamak gibi bir düşüncemiz var. Bu projeleri getirmek için zaten kapasiteyi de artırmamız gerekiyor. Ama çerçeveyi henüz tam olarak çizmiş değiliz.

• Çalışmalarınız sırasında karşılaştığınız sorunlar neler?

Bugüne kadar ülkede faydalı olanla olmayan hep aynı kefeye konmuş. Bu değişsin artık. Baktığımızda bugün o kadar çok işsiz insan var ki. Bunlara istihdam sağlamak için ihracatçıların farklı bir yere konuması lazım. İhracatçının artısı olsun ki, ülkeye para kazandırsın.

Ticaret o kadar daraldı ki dünyada. Bu ticaretin arenasında rakiplerin karşısına çıktığımızda satacak birşey bulamayız zamanla. Çin, hükümeti ihracatçısına öyle imkanlar sunuyor ki dünyayı ele geçiriyor.

• Peki ihracat...

Özellikle Mısır ve İran’da Türkiye’deki kadar tanınıyoruz. Müslüman marka olmamız bizi birkaç adım öne çıkartıyor oralarda. Toplamda 100 farklı ülkeye satıyoruz. Bunlar sürekli müşterilerimiz. Yurtdışında mağazalarla da varolacağız. Azerbaycan ve Makedonya’da bu yıl içinde mağaza açıyoruz. Daha sonra da Avrupa’daki önemli caddelerde mağazalar açmak için girişimlerimiz olacak.

• İşin dışında neler yapıyorsunuz?

Çatalca’da bir çiftliğimiz var. Orada küçük bir hayvanat bahçesi oluşturduk. İçerisinde ceylan, poni atları, köpekler var. Fırsat buldukça onlarla ilgilenerek, stres atmaya çalışırım. Hayvanları çok severim. Bir de Rumeli Türkleri Vakfı var. Orada kimsesiz insanlara yardımcı oluyoruz.

Gelir vergisi insin, devlet 10 kat fazla kazanır

 Herkesin vergi mükellefi olması isteniyor. Ama bugünkü vergi oranlarıyla bu mümkün değil. İnsanlar yaşamlarını sürdürmek adına her şeyi yapıyorlar. Bir kere gelir vergisinin düşmesi lazım. Vergi oranları yükseltirken yavaş yavaş çıkartılıyor. KDV yüzde 8’le çıktı mesela, yüzde 18’e kadar hatta lüks tüketimde yüzde 24’lere kadar yavaş yavaş yükseldi. Bu şekilde düşürülsün. Gelir vergisi yüzde 10’a insin, bu hükümet bu verginin 10 katı toplayacaktır. Bunu iddia ediyorum.

Azo testi yapan yer yoktu, Almanya ihracatını  kaçırdık

1979 yılında bir Alman firması bize geldi. Bize sipariş vermek istediğini söyledi, numune alıp gitti. Bir mektup geldi sonra. Mektupta özetle bizimle çalışmak istediklerini söyüyorlardı. Ancak sipariş vermeden önce ‘azo’ testi sonuçlarını istediler. Bunun ne olduğunu bilen yok.   En sonunda öğrendik ne olduğunu: Kumaşlarda kullanılan boya ve diğer malzemelerin kanserojen etki taşıyıp taşımadığını gösteren işlemmiş meğer. O zamanlar Avrupa’da üretilen tekstil ürünlerinde standart olarak uygulanıyordu tabi. Ama bunu test edecek, raporu verecek bir merci olmadığı için biz ihracatımızı yapamadık.

Göğsü alınan müşterimiz istedi, protez sütyen ürettik<

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler