Buradasın: / /

Bora Aksu defilesinde yeni bir akımın habercisi tayt çoraplar da dikkat çekti

Bora Aksu defilesinde yeni bir akımın habercisi tayt çoraplar da dikkat çekti

30 parçadan oluşan ve İstanbul’dan esinlenerek hazırladığı koleksiyon yerli yabancı tüm katılımcılardan büyük ilgi gördü

Her gittiğimde, benimle konuşan köşeleri ziyaret etmezsem olmaz yolları var İstanbul’un. Beyoğlu ve Çukurcuma’daki dükkanları, sahafları, vapuru, martısı, balıkçıları... 80 yıldır aynı yerinde duran Kelebek Korse Mağazası... Bademcileri, zanaatkarları, sanatçılarıyla, dolu dolu tarihle yoğrulmuş ama kibirsizce yerinde durup selamlıyor geçenleri. İstanbul için hazırladığım koleksiyon benim gözümden İstanbul’u anlatıyor.” Bu sözler 16 yıldır İngiltere’de yaşayan moda tasarımcısı Bora Aksu’ya ait. İstanbul Fashion Week’te düzenlediği defileyle izleyenleri bir kez daha kendine hayran bırakan genç modacıyla İstanbul’u, koleksiyonunu ve yeni projelerini konuştuk...

• İstanbul’daki ilk defilenizi geçen perşembe günü gerçekleştirdiniz. Biraz koleksiyonunuzdan bahseder misiniz?

Koleksiyon kendi İstanbulumu anlatıyor. Ama tasarımlara baktığınızda bariz bir İstanbul göremezsiniz. Bu sadece benim gözümden gördüğüm, içimdeki İstan-bul. Bu şehrin her saatinin ayrı bir ışığı var ve bu ışığı yansıttım koleksiyo-numda. Bunu da renklerle, ipek şifon ve kontrast yaratan lateks benzeri kumaşları kullanarak belirttim.

Defilede yeni bir akımın habercisi tayt çoraplar da dikkat çekti.

Aslında çorap, kıyafeti tamamen değiştiren ya da tepeden tırnağa bütün-lük sağlayabilen bir aksesuar. Benim tasarladığım çoraplar da tamamen kıyafetleri bütünlüyordu. Bence bu tayt çoraplar yakında tüm kadınların gardırobunda yer alacak.

Benim imzam ÖRGÜLER


• Son birkaç defilenizde genelde pastel, pudra pembesi ve siyah renklerini kullanıyorsunuz. Bu renklerin sizin için bir özelliği mi var?

Bu renkleri çok seviyorum. Ayrıca detayları ortaya çıkarmak adına çok işe yarıyor. Fakat yeni koleksiyonda bu renkleri kullanmamın başka bir amacı vardı. Esin kaynaklarımdan biri de Kelebek Korse Mağazası’dır. Korselerde pudra ve ten renkleri kullanıldığı için ben de kıyafetlerimde bu renklere ağırlık verdim. Londra’da yeni koleksiyonumda başka bir renk paleti kullanacağım. Çok farklı olacak. Romantiklikle sertliği karıştırmayı da seviyorum.

• Renklerin dışında örgüleri de çok kullanıyorsunuz tasarımlarınızda...

Evet, artık benim imzam gibi bir şey oldu. Örgüler, farklı dokular arasında bir bağlantı kurmamı sağlıyor. Bu koleksiyondaki örgüler boncuklarla yapıldı.

• Perşembe günkü defilenizi izleyenler çok şaşırdı. Çünkü defile sadece yedi dakika sürdü. Çok kısa değil mi?


Londra’da genellikle defileler çok kısa sürüyor. Biz orada hızlı defile yapmaya alıştık. Çünkü o kadar çok sık defile yapıyor ki modacı, hızlı hareket etmeli. O yüzden de oradaki alıştığım şeyi Türkiye’ye gelince değiştirmedim ve o tempoda hızlıca bitti. Zaten bence böylesi daha iyi.

Kendi tarzını bir kenara bırakacak

• Geçtiğimiz mart ayında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Moda Endüstrisi şerefine Buckhingham Sarayı’nda bir resepsiyon verdi ve sizi de davet etti. Orada Kraliçe’ye takdim edildiniz. Neler hissettiniz?

Çok duygulandım ve gururlandım. O günü hala çok net ve canlı bir şekilde hatırlıyorum. Geceye modeller, marka sahipleri, modacılar davet edilmişti. Herkes takdim edildikten sonra da Kraliçe gelip benimle de birebir sohbet etti. Onun bizi takip ediyor olması çok güzel bir şey. Ayrıca yaşına rağmen de kendi stili, aurası olan biri... Duruşu, gülümsemesi, gözlerimin içine bakıp konuşmasından çok etkilendim. O yüzden o geceyi hiç unutamayacağım. Kendisine önümüzdeki günlerde bir kıyafet hazırlamayı düşünüyorum.

• Nasıl bir tasarım düşünüyorsunuz?

Tamamen ona   has olacak yani benim tasarımlarımla benzerlik taşımayan   bir kıyafet tasarlayacağım. Yaşına uygun ve aksesuar ağırlıklı bir tasarım olacak. Bitirdikten sonra da hediye edeceğim.

Türkiye çok iyi yere gelecek

• Türkiye’de ilk, Londra Moda Haftası’nda ise 16 kez defile yaptınız. İkisini karşılaştırdığınızda İstanbul’u nerede görüyorsunuz?

İstanbul Fashion Week henüz bebek. Londra Fashion Week ise 1980’lerden bu yana her yıl yapılıyor. Ama buna rağmen Türkiye çok iyi bir iş çıkarmış. Tabii ki çok eksiklikleri var ama bunlar zamanla düzelebilecek şeyler. Paris ya da Londra Moda Haftası gibi olmak yerine İstanbul Moda Haftası olarak ayrı bir yerde durmak gerektiğine ve bu tempoda gidilirse çok iyi şeylerin gerçekleşeceğine inanıyorum.

• Türkiye’ye döndüğünüzde 16 yılda neler değişmiş moda anlamında?

Buradan gittiğimde moda tasarımcılığı kavramı bile yoktu. Ama şimdi bakıyorum özellikle gençler arasında moda tasarımcısı olmak isteyenler var. İnanılmaz derecede modaya ilgi oluşmuş ve bence kısa sürede çok iyi yerlere gelinmiş.

Hale Ceylan Barlas/Star gazetesi

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler