Buradasın: / /

Ersöz Ata yılın genç moda tasarımcısı ödülünü alacak kadar yeni

Ersöz Ata yılın genç moda tasarımcısı ödülünü alacak kadar yeni

Geçtiğimiz hafta düzenlenen Elle Style Awards’da Yılın Genç Moda Tasarımcısı ödülünü alan Ersöz Ata ile Mısır Apartmanı’ndaki Galeri Non’da buluştuk. Dolayısıyla etrafta kıyafetler değil, resimler vardı. Zaten kendisinin işine ve modaya bakış açısı da yalnızca kıyafetlerle sınırlı değil. Şimdilerde tebriklerin tadını çıkaran 30 yaşındaki tasarımcı yaklaşık 10 yıldır bu işlerle uğraşıyor ama adının pek çok kişi tarafından yeni yeni duyuluyor olması da tamamen kendi tercihi. Yani onun için hem birçok konuda yolu yarılamış hem de yolun çok başında diyebiliriz. Belki birkaç sene sonra kıyafet yapmayı bırakır, tamamen başka bir şeyler yapar. Siz yine de bu ismi aklınızda tutun çünkü ne yaparsa yapsın özgün bakış açısı sayesinde adını ileride çok daha sık duyacağımıza şüphe yok.

“Et yiyoruz, deri giyiyoruz ama kürke gelince iş değişiyor”

* Gerçek kürkle çalıştığınız için tepki almıyor musunuz?

Tepki aldığım da oldu ama çok kulak asmadım. Öyle düşünenleri anlıyorum ama bir yandan da bu benim işim. Bizim ülkemiz sıcak iklim kuşağında ve böyle bir gereksinim içinde olmuyoruz çoğu zaman. Ama birileri için, soğuk yerlerde yaşayan insanlar için önemli ve bir kültür niteliğinde. Et yiyoruz, deri ayakkabı giyiyoruz ama konu kürke gelince başka bir şeye dönüşüyor. Hayatımızda bir şekilde var bu. Ayrıca soyu tükenmekte olan vahşi hayvan kürkü kullanmıyorum, hepsi çiftlik hayvanıdır. Diğeri zaten illegal, ayrıca ben de böyle
bir şey istemem.


* Ödülü aldıktan sonra hayatınızda önemli bir değişiklik oldu mu?

Aslında ödül töreninden önce de bir hazırlığım ve iş yoğunluğum vardı. Sonrasında bu yoğunluk daha da artabilir elbette. Bir sürü tebrik geliyor, bu da çok güzel bir şey. Zaten yeni koleksiyon hazırlığı içindeyim.

* Ödül aldığınız koleksiyonun özellikleri nedir?

Bazı parçaların üzerinde oynayarak, birtakım değişiklikler yaparak oluşturduğum bir koleksiyon. İçinde battaniye de var duvar halısı da. Ayrı yerlerden toparlanmış bir sürü parçanın dönüştürülmesi şeklinde gelişti.
15 parçadan oluşuyor.

* Kendi markanızı yaratmadan önce neler yapıyordunuz, bu işe nasıl başladınız?

Seramik tasarımı ve moda eğitimi aldım. Yaklaşık 10 yıldır birçok şirketle çalıştım. Dışarıdan danışmanlık yaptığım, koleksiyon hazırladığım pek çok yer var. Aslında bu şirketlerle çalışırken yurtdışına onlar üzerinden kendi işlerimin satışlarını da yapıyordum. Ama kendi ismimle marka yaratalı çok uzun zaman değil, 1,5 yıl filan oldu. Yine de bir promosyon çalışmasına girişmedim. Bu bir stüdyo işiydi. Koleksiyon çıktı, çok beğenildi, ardından ödül geldi. Yani aslında yaptığım çok şey var. Ama sektörel olmasını ve hızla yok olmasını istemiyorum, bu da daha uzun süreçleri beraberinde getiriyor.

* Satışa çıktı mı?

Bu satış amaçlı bir koleksiyon değildi, başka tonlarda yaptığım bir işti. Beğenildi ve sevildi, şaşırmadım açıkçası.

* Ödül almayı bekliyordunuz öyleyse?

Bekliyordum. Bu işten anlayanların buna ‘tamam’ diyeceklerini biliyordum.

* Bu koleksiyonun satış amaçlı olmadığını söylediniz, peki işler büyürse daha ticari düşünmek gerekmeyecek mi?

Özel siparişler yaptığım oldu, işlerimi bazı özel insanlara verdiğim de oldu. Yine ödül töreninde moda camiasından karşılaştığım isimlerden kıyafetler isteyenler oldu. Ama şu an yeni koleksiyonum var, onun bitmesini bekliyorum. Yani şu an için durduğum noktayı daha iyiye götürmek amacım. Çok ucuza indirmeden ilerlemek istiyorum. Net, az ve kaliteli işler olsun istiyorum. Seri üretim kafasında değilim. Tek tek, maksimum üç parça yapıyorum her şeyden.

* Tasarımlarınız nerelerde satılıyor?

Geçen sezon Atelier 55 gibi designer butiklerde satıldı. Bu sezon daha belirlenmedi nerelerde satılacağı. Koleksiyon çıktıktan sonra elbette değerinin anlaşılacağı yerlere yollamak istiyorum çünkü çok fazla üretilmeyecek. Berlin’den gelen moda workshop teklifleri var, oraya yollayabilirim.

* Beğendiğiniz moda tasarımcıları kim?

Hüseyin Çağlayan’ı beğenirim, Versace’nin ilk dönemlerini severim.

“Çalışırken dinlediğim müzik bile yapacağım işi etkiler”

* Yaratım aşamasında nelerden etkileniyorsunuz?

Yaratma süreci gibi bir süreç geçirmiyorum aslında. Her şey bir anda oluyor. Sosyal hayatım bana ilham verebiliyor, rastlantısallık, madde, fetişler, olaylar, insanlar... Şu şöyle bir şey olsun ya da bu böyle olsun gibi çıkan şeyler değil işlerim. Bazen bir saatte 10 parça çıkıyor. Yani aslında hayatımdaki her şey biraz böyle oluyor. “Koleksiyon yapacağım ve adı Çiçek olacak” gibi bir kafa değil. Ben sevmiyorum onları. Artık kim ona ne derse, onunla ilgili ne hissederse... Bazen kelebek, bazen masa... İşe başladığımda açtığım müzik
bile oraya koyacağım şeyleri etkileyip değiştirir. Bazen kafamda bir düşünceyle başlıyorum, sonra her şey bambaşka bir yöne gidiyor.

* Yaptıklarınızın sanatsal bir tarafı var mı sizce?

Resim değeri olan parçalar tabii... Doğru kullanıldığında istenilen metni verebilecek artistik ürünler. Çok moda kokan işler olduklarını düşünmüyorum zaten. Biraz da bunu seviyorum sanırım.

Milliyet

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler