Buradasın: / /

Selma State, limitli sayıda hazırladığı koleksiyonla İstanbul modasına merhaba diyor.

Selma State, limitli sayıda hazırladığı koleksiyonla İstanbul modasına merhaba diyor.

1986 yılında ayrıldığı Türkiyeye yıllar sonra geri dönen moda tasarımcısı Selma Statein dönüşü çok iddialı. Zira koleksiyonun hikayesini duyunca tüylerim diken diken oldu. Köle ticareti yapılan zamanlarda Amerikaya köle taşıyan gemilerden biri, bir gece vakti su almaya başlamış. Kafesler içinde taşınan kölelerle birlikte gemi ay ışığı altında sulara gömülürken geriye, insanların çığlıkları kalmış. Gelin bir de kendisinden dinleyelim:
Hikaye 1780 yıllında Afrikadan köle ticareti yapmak için Amerikaya doğru yol alan bir gemide başlar. Prangalar, köle dolu kafesler, zincirler... Kasvetli ve acı. Okyanusun ortasında şiddetli rüzgar, şimşekler, devasa dalgalar, fırtına... Gemi köle dolu kafesleriyle derin sulara gömülür. Deniz soğuk, karanlık ve acıydı. Bu deniz başkaydı. Bu deniz ölüm deniziydi ruhlar kafeslerinde karanlık sulara süzülürler...
Yaşanmış bu hikayeden çok etkilenen State, kendi adıyla kurduğu markasının ilk koleksiyonunu da bu hikayeye ayırmış ve adına da The Sea of Souls (Ruhlar Denizi) demiş. 

SINIRLI SAYIDA GECE GİYSİSİ
Statein koleksiyonun anlam ve önemine uygun sadece siyahlardan oluşan tasarımlarında, yakamozları, yosunları, deniz kestanelerini hatta deniz börülcelerini görmek mümkün. Hikayeyi bilip koleksiyona bakınca anlatmak istediği hikayenin detaylarını görebiliyorsunuz.
State, Teşvikiyede açtığı butiğinde sınırlı sayıda üretilmiş, koleksiyonunu satışa sunuyor. Sınırlı sayıda olduğunun altını çizen tasarımcı, sadece 36, 38 ve 40 bedenden fazla üretmeyeceğini zira kendisinin olduğu gibi tüm kadınların giydiklerini başkanının üzerinde görmeye tahammüllü olmadığını belirtiyor: Tasarım artabilir ama adet asla.
Ancak ülkemizdeki tasarımcıların aksine o haute couture, yani kişiye özel dikim de düşünmüyor. Kişiye özel tasarım yapmak çok meşakkatli bir iş, ancak özel projeler, klipler, sinema için kostüm tasarımları ya da sanatçılar için konser kıyafetleri tasarlayabilirim ama sadece bu kadar diyor. İşin diğer uç noktası olan yüzlerce adet üretilen hazır giyime de sıcak bakmıyor State, zira London College of Fashionı bitirdikten sonra başladığı meslek yaşamı boyunca, dünyanın çeşitli yerlerinde satışa sunulan pek çok koleksiyona imza atmış. Bir giysinin yüzlerce adet üretilmesi beni artık heyecanlandırmıyor. Sınırlı sayıda hazırladığım koleksiyonu moda severlerle buluşturmak istiyorum.
Yılların verdiği tecrübe ve yurtdışı deneyiminden sonra Statein hedefleri çok net. O, gece dışarı çıkarken, bir partiye ya da kokteyle giderken giyilebilecek, çizgisi çok temiz, göz yormayan ama çok da şık kıyafetlere imza atıyor.
İlk koleksiyonunda biraz önce anlattığım temanın da etkisiyle siyahlara ve transparan kumaşlara ağırlık vermiş. Statee bunların nasıl kombinlenmesini önerdiğini de soruyorum çünkü Türk kadınının bu tür transparan tasarımların giyimi konusunda kafasında soru işareti kalabiliyor. Zira Koton için hazırladığı ilk koleksiyonda bu tür ince kumaşlara çok yer veren Bora Aksu da bana aynı şeyi ifade etmiş ve bir sonraki koleksiyonunda bu noktada bazı önerilerde bulunmuştu.
Statein önerisi, siyah transparan bluzun altına ya çok şık düz kumaştan tasarlanmış bir sutyen ya da ten rengi hiç yokmuş gibi görünen bir atlet öneriyor. Yine delikli elbisenin altına önerisi de ten rengi oluyor ki tasarım kendini gösterebilsin.

ESKİDEN KADINLAR DAHA ŞIKTI
Statee yıllar önce bıraktığı İstanbul ile bulduğu İstanbul arasındaki farkı soruyorum. Çok büyük değişimler var ancak iyi mi, kötü mü bilmiyorum. Zira annemin kıyafetlerini hatırlıyorum; tayyörler, eldivenler, şapkalar... O zamanlar kadınlar daha şıktı sanki. Ancak o zamanlar moda tasarımcısıyım dediğimde kimse anlamıyordu. Stilistim demek zorunda kalıyordum ama şimdi tasarımcının önemi anlaşılıyor.
Peki, niye daha önce değil de bu yıl döndünüz, diye sorduğumda ise Şimdi hazırmışım diyor. Ülkesini çok özlemenin de etkisi var bence. Bizim bıktığımız bu kaostan bahsederken oldukça iyimser: Belki İstanbul dışarıdan bir kaos gibi görünüyor ancak içine girince öyle olmadığını görüyorsunuz. Burada zıtlıklar uyumlu bir şekilde yaşıyor.
Dikkatimi çeken bir başka konu ise, çok özlediği İstanbulda güzelliklerden nasıl faydalanacağını ve nasıl ilham alacağını çözmüş olması. Sabahları erkenden kakıp, bu tarihi şehri her gün yeniden keşfediyor.

AYSUN ÖZ KAŞİ/AKŞAM

İçeriği Paylaş

0 Yorum Yapıldı.

Yorum Yaz

E-Posta adresiniz saklı tutlacaktır.

Güvenlik Yasızı

Ünlü markaların yeni Moda Erkek Giyim, Kadın (Bayan) Giyim, Spor Giyim, Çocuk giyim, Gece Elbiseleri ve kıyafetlerini, trendler ve moda haberleri ensonmoda’da

Hakkımızda

Etiketler