| İstanbul moda haftasında dikkat çeken genç moda tasarımcılarının defileleri |
|
Üçüncüsü gerçekleşen İstanbul Moda Haftası bugün sona eriyor. İstanbulun kültür başkenti olması dolayısıyla bu kez Bora Aksu ve Atıl Kutoğlu gibi yurtdışındaki moda haftalarında defalarca yer almış tasarımcılarımızın da olduğu moda haftası hareketli geçti.
İstedik ki bu kez Türkiyede moda tasarımı denince akla ilk gelen Bahar Korçan, Özlem Süer, Arzu Kaprol gibi isimler yerine, ilk kez karma defilede yer alan Niyazi Erdoğan ya da karma defilelerinden sonra ilk kez solo defile yapan Özlem Kaya gibi genç tasarımcılarla konuşalım. Zira esinlendikleri konular ilgi çekici, bakış açıları çok farklı... Biri şifayı ve şifacıları araştırmış, diğeri İzmirli büyücü Attarti Anadan ilham almış. Üstelik bizi avangarde couture ve üç boyutlu tasarım gibi moda dünyasının yükselen değerleriyle karşı karşıya getiriyorlar.
Özlem Kaya, Niyazi Erdoğan, Simay Bülbül ve Berna-Rana Canok kardeşler harıl harıl defilelerine hazırlanırken bir taraftan da benim sorularımı yanıtladı.
Üç boyutlu yürüyen heykeller
Berna-Rana Canok
- İkiz tasarımcı olmak avantaj mı?
Evet öyle. Birbirimizi iyi anlıyor ve hissediyoruz. Stilimiz de ortak bir paydada buluşuyor. Ayrı yerlerde tasarım yapsak bile tasarımlarımız hemen birbirine uyum sağlıyor. Berna takıları tasarlıyor ben elbiseleri. Her sezon koleksiyonlarımızı beraber belirliyor ve çerçeveyi belirledikten sonra rahat yol alıyoruz. Modaya bakışımız aynı. Birimiz takıları diğerimiz elbiseleri üç boyutlu tasarlıyor.
- Markanızı ve markanızın kadınını nasıl anlatırsınız?
Bizim renklerimiz pudra renkleridir ve bizim tasarımlarımız olduğunu renklerinden bile anlayabilirsiniz. Pembe, karamel, ekru... Biz kendini doğru ifade etmeyi bilen kadının markasıyız. Giysilerde insan silüetinin canlılığını ve hareketliliğini boyutlandırmayı seviyoruz. Hayatı bire bir yakalamayı, bunu dışa vurmayı, inandığını söylemeyi seven kadın için tasarım yapıyoruz. Bizim için önemli bir unsur da koleksiyonda kumaşa güç veren unsurun form olması.
- Farkınız ve olmazsa olmazlarınız nedir?
Her tasarımcının ve her tasarımın farklı bir ruhu vardır. Olmazsa olmazlarımıza gelince, pastel renkler, üç boyutlu tasarımlar ve tasarımın bir ruh taşıması bizim için son derece önemli.
- İFWde sergilediğiniz koleksiyonunuzun çıkış noktası nedir?
Yürüyen Heykeller isimli koleksiyonumuzda giysi ve aksesuar üzerinde üç boyutlu estetik biçimler yaratmayı amaçladık ve görselliği en güçlü şekilde ifade ederek hayata geçirmeye çalıştık. Kavramlar arasında ilişkiler kurabilmeyi, buna görsel anlamlar ve semboller yükleyebilmeyi, verilmek istenen mesajı görsel bir dil ile ifade edebilmeyi, iletişimin en önemli unsuru olan estetiğin her alanda kullanabileceğinin becerisini kanıtlamak istedik. Koleksiyonumuzun özünde birebirlik, hayatı bire bir yakalamak ve dışa vurmak, inandığını söylemek ve umutlarını anlatmak var.
- Nasıl bir koleksiyon oldu, neler ön plana çıktı?
Koleksiyonda, kumaşa güç veren unsur formdur mottosundan hareket ederken aksesuar bütünlüğünde ise enerjinin özündeki gücü ön plana çıkarmaya çalışıyoruz.
İstanbul Moda Haftasında ikinci erkek koleksiyonu
Niyazi Erdoğan
- İlk kez İstanbul Moda Haftasında yer alacaksınız, kısaca tasarım maceranızı dinleyebilir miyiz?
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık fakültesini bitirdikten sonra, dört yıl mimarlık tecrübem oldu. Aslında yapmak istediğim meslek moda tasarımıydı ve yollarını araştırıyordum. Bunun için yurtdışında Parsons School of Designda yaz üniversitesine katıldım. Döndüğümde 2003 senesinde İTKİB Genç Moda Tasarımcıları yarışmasında finale kaldım. Daha sonra iş teklifleri gelmeye başladı. Bir süre ihracat firmalarında deneyim kazandıktan sonra, Nesign Design Factroy adında kendi tasarım ofisimi kurdum. Tasarımcı olarak ihracat firmalarına ve iç piyasa markalarına tasarım danışmanlığı ve koleksiyon tasarım hizmeti verdim. İki sezondur Niyazi Erdoğan markasıyla erkek koleksiyonu hazırlamaktayım.
- Erkek tasarımına yönelen pek genç tasarımcı yok, siz niye erkeğe yöneldiniz?
Kendimi moda tasarımının bu alanında daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum.
- Hatice Gökçeden sonra İFWde erkek koleksiyonu sergileyen ikinci tasarımcı olacaksınız...
Bir önceki jenerasyonda bulunan deneyimli tüm tasarımcılar Türkiyede moda tasarımcısı kültürünün oluşmasında çok büyük emek harcadılar. Hatice Gökçede bunlardan birisi.
- İFWde ilk yer alışınız sanıyorum, nasıl bir heyecan?
İnanılmaz bir heyecan içerisindeyim. Koleksiyon hazırlama süreci tamamlandı ama bunun en iyi şekilde sunmakta önemli. Sanırım selam verene kadar bu heyecan geçmeyecek.
- Türkiyede erkek giyiminde ne eksik sizce?
Türkiyede erkek giyiminde belirgin bir stil anlayışı yok. Çok uzun yıllardır ya çok kaliteli takım elbiseler üretilmekte ya da çok kimliksiz günlük giysiler. Tabii bu arz talep dengesiyle de ilgili. Sonuçta markalar satabildikleri ürünleri üretiyorlar. Bu konuda öncü olan kişilerin, daha farklı stillerdeki yorumları, Türk erkelerinin farklı giyinme konusundaki cesaretini biraz olsun artıracaktır. Farklı stil anlayışları ve kalıp yorumları en büyük eksiklerden bazıları.
- Sizin erkeğiniz nasıl bir erkek?
Kesinlikle giysiden zevk alan bir erkek. Marka takipçisi olmayan, gardırobunda hiç giymese de saklamaktan keyif aldığı giysiler olan bir erkek. Ayrıca aksesuar kullanmaktan hoşlanıyor ve sokakta olmayı ve yaşamayı seviyor.
- Tasarımcılar erkeği feminenleştirmişti biraz ancak son yıllarda tekrar o erkeksi ruh geri dönüyor sanıyorum, öyle mi?
Erkeğin kendi içinde sahip olduğu değerleri ortaya çıkararak tasarım yapmak en doğrusu. Kadının ve erkeğin fizyolojik ve psikolojik olarak çok belirgin farkları var. Bunları çok iyi ayırt etmek gerekiyor. Ben kadın gibi görünen kadın, erkek gibi görünen erkek stilinden yanayım.
Tasarımda Şifa etkisi
Özlem Kaya
- İki karma defileden sonra ilk solo defilen. Solo defile yapmak için ne gerekiyor?
Moda Tasarımcıları Derneği ve yönetim kurulu bir yaz, bir de kış olmak üzere iki karma defilenin ardından ne yapacağımızı gördükten sonra solo defileye karar veriyor. Ancak bir kez solo defileye hak kazanmış olmamız bir daha karma defileye dönmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.
- İlk solo defilenin heyecanı nasıl?
Karmada 12, soloda 34 çıkış yapıyoruz, bunun verdiği heyecanın yanında beklentinin yükselmesinin getirdiği bir ağırlık da var. Beklenti yükselmeye başlayınca ben de zor beğeniyorum. Aslında koleksiyonumu bu kaygıyı duymadan çizdim, sonradan o ruhu yakalayamıyorum. İyi ki başından basit düşüncelerimle görmek istediğim gibi çizmişim. Uygularken değiştirdiğim şeyler oluyor ama çok heyecanlı bir durum. O heyecan benim için defilenin ilk müziğinin girdiği sahnedeki heyecan, müthiştir.
- Koleksiyonun ilginç bir teması var şifa...
İnsanlığın var olduğundan beri tasarımlar, ihtiyaçtan doğar. En önemli ihtiyaçlarımızdan biri de şifa. Bu bahsettiğim, insan enerjisi, güneş enerjisi, bitkilerden elde edilen merhemler, şuruplar... Mesela çok eskiden demir eksikliğini hissettiklerinde metal taslardan su içirirlermiş, bu yöntemler ilgimi çekti. Koleksiyondaki detaylar da bunlardan çıkışlı.
KUPLAR ÖNEM KAZANIYOR
- Şifayı nasıl aktardın elbiselere...
Bu bir koleksiyon ve yaptığımız şey giysi. İstedim ki insanlar elbiselerimi gördüklerinde sahip olmalıyım desin. Şifayı ya da temamı direkt anlatmayı sevmiyorum, dolaylı anlatıyorum. Sadece rengiyle de bir şey anlatabilirim. Tamam şifa diye illa bitkileri yığmam gerekmiyor tasarımlarıma. Dünya modasına baktığımızda da koleksiyonların çok sadeleştiğini, kupların önem kazandığını ve kumaş oyunlarının olduğunu görüyoruz.
Koleksiyonun bir bölümünde eczacıların sembolü olan iki yılanın birbirine geçtiği figürü de kullandım ama direkt değil. Bazı kuplarla verdim sadece. Şifaya boğmak istemiyorum sadece güzel bir elbise giydirmek istiyorum.
- Seninki nasıl bir çizgi?
Biraz romantik, bunu renkler ve malzeme destekliyor. Şifon ve tül gibi daha şeffaf ve uçuşan kumaşlar kullanıyorum. Ben elbiselerin hareket etmesini seviyorum. Kumaşın vücutta aldığı şekil, benim için önemli. Ben kaskatı kıyafetler yaparım ama çok tercih etmiyorum. Bu beni mutlu etmiyor. Biraz eski yüzlü olmasını, yaşanmışlık duygusunu vermesini ve bir detayıyla insanları vurmasını seviyorum. Detaylarda gizli diyebilirim.
- Özlem Kaya markasının kadını nasıl bir kadın?
Bilgili, kültürlü ve gezmeyi seven bir kadın. Çok sosyal ama kendi dünyası ve prensipleri olan, çok duygusal kadın...
- Boynerin Asymmetry markasının koleksiyonlarını da hazırlıyorsunuz, nasıl bir çalışma kendi markanızdan farkı nedir?
Boyner çok öğretici bir çalışma. Kendi atölyenizde kendi markanız için çalışmaya benzemiyor. Asymmetry ürünlerini sokakta birinin üstünde görmek beni daha çok heyecanlandırıyor. O kadar minik detaylarla çalışıyoruz ki o detay ya sattırıyor ya da sattırmıyor.
Benim kıyafetlerimin bazıları askıda değil, giyince anlaşılıyor ama askıda anlaşılan ve albenisi olan bir şey tasarlamak zorundayım ki sattırayım. Hazır giyim zor ama bir tasarımcının öğrenmesi gerekiyor. Çünkü ticari kafamız yok.
Büyücü Attarti Ana, avangarde tasarımlarda
Simay Bülbül
- Ülkemizde avangarde couture kavramı yeni gelişiyor, size göre nedir avangarde couture ve tarza sizin bakışınız nasıl?
Ülkemizde moda kelimesinin yeni yeni oturmasıyla beraber kavramlar da olgunlaşmaya başladı. Genel anlamda birçok dilde ve özellikle sanatta ilerici akım olarak kullanılmaktadır. Genel alışılagelmiş trendleri, akımları, şekilleri ve tarzları benzememekle beraber sürekli keşfedilmemiş olanı göze alışık olmayanı bulmaya çalışır. Modaya da farklı tasarımcılar tarafından özgün tarzlarla uygulanmaktadır. Couture denilince de akla temiz şık kıyafetler gelirken artik avangarde couture ile yine alışılmışın dışında gece kıyafetleri görebiliyoruz. Avangarde modada, en çok sevdiğim belirgin özellik ise daha sokak ruhu taşıması.
- Deri kullanan tasarımcıların sayısı arttı. Bu anlamda öncü olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Evet her geçen sene daha çok artıyor ve bu beni çok mutlu ediyor. Özellikle öğrencilerim veya stajyerlerim benden sonra deriye yöneliyorlar. Bu konuda birazcık da olsa katkım oluyorsa ne mutlu bana. Ben ilk başlayanlardanım ve benimle beraber veya benden sonra gelecek olan yeni tasarımcıların deriye yönelmeleri beni daha da heyecanlandırıyor.
- İlk solo defileniz, nasıl bir heyecan nasıl bir duygu ilk solo defile?
Aslında İstanbul Moda Haftasındaki ilk solo defilem. Daha öncesinde İngilterede, Garajistanbulda ve bu sene Saraybosnada da solo defileler yaptım. Fakat tabi ki İstanbul moda haftasında solo defile yapmak ayrı bir heyecan. Tüm gözler üzerimizde, her detay önemli ve tüm bunlarla kusursuzca uğraşmak çok büyük adrenalin.
- Attarti Ana koleksiyonunuzu anlatır mısınız, nereden esinlendiniz, nasıl bir koleksiyon çıktı ortaya?
Ben her koleksiyonumda mistik hikayeler anlatmayı seviyorum. Geçen sezon da Şaman kadınlarını anlatmıştım. Bu sene ise İzmirden bir hikaye anlatıyorum. İzmirli olmam ve Attarti Ananın yaşamı beni çok etkiledi. Büyü ve sihir kavramlarını yıllardır kitaplardan okuyorum ve bu sene çok sevgili bir dostum bana İzmirin büyücü kadınlarından Attarti Ana adında bir kitap hediye etti. Böylelikle tüm taşlar yerine oturdu ve masal başladı. Koleksiyon daha önceki koleksiyonlarımdan çok farklı çıktı. Attarti Ananın bir aşk kadını olması, gücü ve gizemi beni daha feminen bir koleksiyona yöneltti. Uzun uçuşan elbiseler, dar korsajlar, işlemeler ve benim için olmazsa olmaz takılar...
AYSUN ÖZKAŞİ/AKŞAM
|
| ETİKETLER:Moda,Trend,Stil,Fashion,Fashion Trend,Fashion Stly,Fashion One,Bayan Giyim,Jeans Moda,Online Moda,Moda Show,Moda Trend,Moda 2011,Fashion Moda,Kadın Moda,Kadın Modası,Bayan Modası,Genç Modası,Kadın Giyim,Erkek Modası,Sonbahar Kış Modası,İlkbahar Yaz Modası,Yaz Modası,Kış Modası,Gömlek Modası,Ayakkabı Modası,Elbise Modası,Abiye Modası,Moda Blog,Moda Defile,Son Moda,Çocuk Modası,Tesettür Modası,Kadın Siteleri,İç Giyim Modası,Erkek,Erkek Modası,Erkek Giyim,Erkek Kiyafetleri,Moda Rehberi,Ünlü Modacılar,Moda Tasarımcıları,Gelinlik Modası,Moda Fotoğrafçıları,Ev Tekstil,Moda Eğitim,Moda Haberleri,Moda Arşiv Haberleri |
|
|
| Tavsiye Et |
Yorum Yaz
|
|
|
 |
| YORUMLAR |
| Bu habere henüz bir yorum yapılmamış. |
|
|
|
|
|
|
|