21.08.2010
Türkiye’de ‘sörf’ denince akla ilk gelen merkez olan Alaçatı, PWA Windsurf Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yaptı. 10-15 Ağustos’ta Pegasus Havayolları’nın sponsorluğunda düzenlenen şampiyonaya 32 ülkeden 64 erkek, 21 kadın rüzgâr sörfçüsü katıldı. Gözler yarışı 6’ncılıkla tamamlayan Bora Kozanoğlu ve 7’nci sırada yer alan Çağla Kubat’taydı. “Arka Sokaklar” dizisinde oynayan Kubat, her zamanki gibi güzelliğiyle plajın ilgi odağı olurken, Kozanoğlu ise sahilde kendisini izleyen sevgilisi Eda Taşpınar’ın da moral desteğiyle kariyerinin en iyi derecelerinden birini yaptı. Taşpınar sahilde bikinisiyle gözükünce, her zamanki gibi bütün plajın ilgisi yarışlardan uzaklaşıp ‘ikoncan’a çevrildi. Şampiyona sonrası Eda Taşpınar-Bora Kozanoğlu çifti ve milli sörfçü Çağla Kubat’tan sörf sporunun inceliklerini dinledik.
BORA KOZANOĞLU: Eda’nın desteği sayesinde bu yıl sörfte büyük patlama yaptım
EDA TAŞPINAR: Bora sörfte yetenekli olduğumu söylüyor
* Eda Hanım her yarışınızı takip ediyor mu, yoksa bu yarışa özel mi geldi?
Bora Kozanoğlu: Eda, sörf yarışmalarında bana çok büyük destek oluyor. Onun desteği sayesinde uluslararası yarışlardaki en iyi derecemi bu yıl Alaçatı’da aldım. Start’ta bir hata yapmamış olsaydım, ilk 3 şansım da yüksekti. Eda gerçekten de gittiğim her yarışta beni destekliyor ve beni iyi motive ediyor. Ben de ona teşekkürü borç biliyorum. Çünkü bu da ciddi bir görev. Belli misyonu olan insanlarla birlikte olmak gerçekten sorumluluk gerektiriyor. Belli hedefleriniz var. Onun bana olan inancı, benim başarılı olmamdaki faktörlerden biridir.
* Eskiden de sörfe meraklı mıydınız yoksa Bora Bey’le arkadaşlığınızdan sonra mı ilgi duydunuz?
Eda Taşpınar: Benim dedem de sörfe meraklıydı. Moda Deniz Kulübü’nden çıktığımız zaman, ben board’da onun arkasına yatardım. O zamanlar tabii board’lar böyle değildi, bayağı ağırdı. Üzerine 3 kişi bile çıksanız batmıyordu. Moda’dan dedemle birlikte çıkıp Adalar’a giderdik. Ama maalesef bir türlü dönemezdik. Dedemden öğrendiğim bir alt yapı vardı. Daha sonra buraya geldim. Tabii yıllar sonra geldiğim için ekipmanların bayağı değiştiğini gördüm. Bora’nın eğittiği hocalardan eğitim aldım. Daha sonra Bora da ilgilendi.
* Ne aşamadasınız sörfte şu an?
Eda: Vallahi hızlı gidiyorum. Trapez takıyorum ve ‘hızlı jybe’ (yarışta hızlı dönüş) öğreniyorum şu anda... Rüzgâra karşı yelkenin yönünü aksi yöne çevirmek tekniğini çalışıyorum.
* Su üstünde size en zor gelen şey ne?
Eda: Bence hiçbir şey yok. Öğrenmek aslında basit. Sörf, 7’den 77’ye herkesin aklını verirse yapabileceği bir şey... Malzemeler gelişti. Benim 85 yaşındaki dedem gelecek bu hafta, o bile sörf yapacak.
* Yapabilir mi gerçekten de?
Eda: Yapar, ne olacak? O kadar basit ki... Bence en güzel sporlardan biri. Çünkü bireysel ve tek başınasınız. Denizin üzerinde sadece siz varsınız.
* Yandaki sörfçüye çarpıştığınız veya suya düştüğünüz çok oluyor mu?
Bora: Hobi olarak yapıyorsanız, zaten bizim yaptığımız gibi yüksek süratlere çıkamıyorsunuz. Fırtınalı havada 80-90 km hız yapıyoruz. Ama suda belli başlı kurallar var. O kuralları öğrenmeniz lazım. Nasıl karada arabalar arasında bir geçiş üstünlüğü kuralı varsa, aynısı sörf sporunda da geçerli. Yan yana giderken sağ eli önde olan sörfçünün her zaman için geçiş önceliği vardır. Diğer sporcu ona yol vermelidir. Sertifika almadan tek başınıza sörf yapmanız zaten yasaktır.
Eda: Bana da öğrettiler. O yüzden, ben hiç kaza yaşamadım. Ama öğrenirken deniz çok düştüm. Hâlâ dönüşler sırasında yüzlerce kez düşüp çok su yutuyorum. Çünkü Bora bana ‘sen çok yeteneklisin’ diye ‘yavaş jybe’ı öğretmeden hızlı jybe’ı öğretti. Ben de o yüzden bol bol düşüyorum. Ama düşmeden de öğrenilmiyor bu...
Bora: Bence karada yürürken ayağınızı burkmanız sörf yaparken sakatlanmanızdan daha büyük bir risk.
* Günde kaç saat sörf çalışıyorsunuz?
Eda: Kafama göre takılıyorum. Bazen geliyorum 3 saat yapıyorum, bazen de yarım saat. Bazen de canım istemiyor. Ama her gün rüzgâr varsa yapmaya çalışıyorum.
ÇAĞLA KUBAT:
Dizimin çekimlerini bile sörf yarışlarına göre ayarlıyorum
* Bu spora başlamanızın ilginç bir hikayesi var mı?
Sörfe başlamam Alaçatı’yı keşfetmemle oldu. Çeşme’de yazlığımız vardı ve o günlerde sörf adına hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Annem mimar olduğu için Alaçatı’yı araştırıyordu. Bir İspanya seyahatimde oradaki sörfçülerden öğrendim burayı... Ve araştırmaya başladık. Ama sörf merkezini bir türlü bulamadık. Yanlış yeri arıyoruz diye düşündük. Tam geri dönecektik ki bir kavuncu gördük. Ben o kavuncuya sordum. Kavuncu “Abla, sörf nedir bilmem ama ileride suyun üzerinde kelebekler var, belki onları arıyorsunuzdur” dedi. İşte gerçekten de Alaçatı’da dünya çapında bir sörf merkezi olduğunu 15 yaşındayken “kavuncunun kelebekleri” sayesinde öğrendim.
* Başlangıç için geç değil miydi?
Aslında bu spora başlamak için en uygun yaşlar 13-14’tür. Belki 1-2 yıl geç oldu bende... Ama 10 yaşın altında sörfe başlamak omurilik gelişimi açısından doğru değil. Çok eğilip kalkma, beli kullanma durumları olduğundan daha erken yaşlarda yüzme ve yelken gibi sporları yapmaları daha doğru olur. Sörf yapmak için çok iyi yüzücü olmanız gerek. Her türlü tehlikeye karşı yüzerek karaya dönebilmeniz lazım. Aynı zamanda yelken öğrenirseniz, bu da yelkencilik bilgisi sağlıyor. O yüzden, 2-3 yıl geç başladım ama şampiyonalarda derecelere girdim.
Kanarya Adaları’nda köpekbalığıyla burun burunaydım
* Hangi ülkelerde çalışıyorsunuz?
Geçen yıl Hawaii’ye gitmiştim. Bunun dışında Kanarya Adaları, Kore’ye de gidiyorum. Pire’de de sörf yapmaktan da büyük keyif alıyorum. En çok sörf yapmak istediğim yer de Brezilya ama oraya bir türlü gidemedim. Avustralya’da sörf yapmayı tercih etmiyorum çünkü çok köpekbalığı tehlikesi var.
* Hiç böyle bir tehlike atlattınız mı?
Bir kere Kanarya Adaları’nda köpekbalığı ile burun buruna geldim ama bana bir tehlike yaratmadı. Hawaii köpekbalıkları ile ünlü bir yerdir ama orada daha hiç karşılaşmadım. Ama orada da bir su kaplumbağasını köpekbalığı sandım ve plajı ayağa kaldırdım. Denizde yüzenleri teker teker sudan çıkardım.
* Nasıl gelişti o olay?
Oradaki su kaplumbağaları siyah renkte ve devasa boyutlarda... Çığlık çığlığa sudan çıkarken sörf yapan diğer sporcular da paniğe kapıldı. Herkes benimle birlikte koşa koşa karaya çıktı. İnsan boyutlarındaki bir su kaplumbağasından kaçtığımızı fark edince herkes kahkahaya boğuldu.
* Dalga sörfçüyü nasıl etkiler?
Aslında daha zevkli ama yarış olduğu zaman alttaki düzlem (su) sürekli hareket ettiği için işiniz daha zorlaşıyor. Dalgalı suda ve sakin deniz seven sörfçüler birbirlerinden çok fark ediyor. Dalgalı bir denizde, hızınız da, dönüşleriniz de fark ediyor. Hawaii’de çalışıp, dalgada sörfü iyice öğrendikten sonra, ben de bu konuda rakiplerime bir üstünlük sağladım.
* Denizde sörf yaparken nasıl tehlikeler atlattınız?
Denizde bir anda fırtına çıkıyor, bir akıntı sizi uzaklaştırabiliyor. Yeni başlayanlar doğayı hafife alıp tek başına açılmasın. Çıkarken mutlaka birilerine haber vermeleri gerekir. Mesela, suyun ortasında bileğiniz kırılırsa açıklara sürüklenebilirsiniz. Çok şükür, denizde herhangi bir yerim kırılmadı ama bilek burkulması çok oldu. Bazen de yelken direği yüzünüze çarpabiliyor. Pek çok kişinin başına geliyor. Bir kere de board (sörf tahtası) yüzüme çarptı ve yüzüme dikiş atıldı. Sörf hızlı gitsin diye çok küçük bir ‘board’ kullandığınızda, rüzgâr board’ı bir anda uçuruyor. Hiç beklemediğiniz bir anda board yüzünüzü kesebiliyor. Bu yüzden yüzüme çok estetik dikiş yaptırdım.
* Estetik yaptırdınız mı bu yüzden?
Estetik değil de, estetik dikiş atıldı. Board alnıma geldi. Çok şükür, burada sörf yapan birçok plastik cerrah arkadaşımız vardı. Birlikte hastaneye gittik, en azından doğru dürüst dikiş atıldı.
Hiç para harcamadan da yapılabilir
* Sörfün maliyeti nedir?
Hiç para harcamadan da bu işi yapabilirsiniz. Alaçatı Köyü’ndeki çocuklar gelip sörf merkezinde çalışıyorlar. Hem para kazanıyorlar, hem de akşamları malzemeleri alıp sörfe çıkıyorlar. Gelip 15 derslik sörf dersi alabilirsiniz. İstanbul’da Tuzla’da sörf daha ucuz. Ama yarışçılık çok pahalı. Çünkü sadece bir yelken kullanmıyorsunuz, rüzgara göre 6 farklı yelken kullanıyorsunuz. Bunların hepsi yarış yelkeni olduğundan ‘bumba’ları da karbon ve normal yelkene kıyasla çok daha pahalı. Yelken direkleri de keza çok pahalı. Bütün parçaları daha hafif olduğundan ve karbon denilen maddeden yapıldığından daha çok para vermeniz gerekiyor. Keza board’lar da hemen kırılabiliyor. Bu yüzden, yedeklerinin olması gerekiyor.
* Siz dünya şampiyonluğu dereceleri bulunan bir sporcusunuz. Neden bu yıl hâlâ bir sponsor bulamadınız?
Son 4 yıldır sponsorla yarışıyordum. Ama bu yıl sponsor bulamadım. Çünkü son anda geçen yılki sponsoruyla ilgili bir aksilik çıktı. Burası Türkiye, yurt dışında olsam kesin bulurdum. Zaten yurt dışındaki ülkeler bu sporcularına geçimlerini rahatça sağlayabileceği ölçülerde maaş veriyorlar. Üstelik ayrıca da sponsorları var. Bize diğer yabancı arkadaşlar “burada sponsorsuz nasıl yapıyorsunuz” diye sorduğu zaman, dizide oynadığımı söylüyorum. Diğer arkadaşlarım da başka ekstra işler yapıyor veya aileleri destekliyor. Ben yurt dışındaki arkadaşlarıma “Sen gerçekte ne iş yapıyorsun” diye soruyorum. Bana tuhaf tuhaf bakıp “Anlamadım, sörf yapıyorum ya işim bu” diyor. Biz ise mutlaka başka işler yapmak durumundayız. O yüzden, benim bu yılki en büyük destekçim Türker İnanoğlu ve Erler Film oldu. Sponsorum olmadılar belki ama en azından dizi senaryosunu benim yarış programıma uydurdular. Yarışım olduğu günlere çekim koymadılar. Senaryoyu değiştirdiler, ben de dizide oynamama rağmen yarışlara gidebildim.
VATAN
|