Bedenimiz bizden ne istiyor, biz ona neler verebiliriz

Beden hakkında yazmadan önce çok düşündüm. Nereden başlasam, nasıl anlatsam diye... Ayrıca kendine en yakınında olanın ne istediğini anlatmak biraz da garip geldi. Ne acı ki kendimize en yakın olandan uzaklaşmışız. Halbuki doğanın en büyük mucizelerinden biri de insan bedeni. Peki, bedenimiz bizden ne istiyor, biz ona neler verebiliriz?

1 ÖNCE KENDİ BEDENİNE HAYRAN OL: Hepimiz ağaçlara, kuşlara, nehirlere hayran oluruz. Oysa hayran olmaya kendi bedeninden başlamalı insanoğlu. İnanılmaz bir sistem var bedende. Mesela, bilim adamları hala bir besini, kana dönüştürmeyi başaramadılar. Şimdi lütfen 1-2 dakika gözlerinizi kapatın ve tüm sisteminizi başınızdan başlayarak ayak parmaklarınıza kadar sadece hissedin. Parmağınızı hareket ettirmeyi düşünüyorsunuz ve o hareket ediyor. Yemek yiyorsunuz ve beden onu enerjiye dönüştürüyor. Ne kadar sistemli çalışıyorlar! Nasıl bir uyum ve sessizlik içindeler... Düşünün; sistem bazı şeyleri bizim kontrolümüze vermişken hayati konuları kendi kontrolünde gerçekleştiriyor. Örneğin nefes almak. Neden bizim kontrolümüze verilmemiş? Bizim yönettiğimizi ve şunları söylediğimizi hayal edin: Buradaki nefesler çok güzel, bir daha bulamam çok nefes alayım ya da Nefes almayı çok severim o yüzden ihtiyacım olmasa da şu anda alayım ben, nasıl olsa sonra veririm! Eminim bu sözler hepinize komik geldi. Oysa ben sadece yemek yemeyle ilgili duyduklarımın yerine nefesi koyarak yazdım... Ne olurdu o zaman bedenin hali merak ediyorum! Özetle; yemek yemek de bedenin bir ihtiyacı, nefes almaktan farkı yok aslında.

2  ZEVKİ ZEHRE DÖNÜŞTÜRME: Şimdi yemek yemenin bir de zevki var dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet! Aynı zamanda bir zevk ancak zevki zehre dönüştürmeyin! Yemek yeme zevki dediğimiz şey, sadece ağızda oluşan bir duygu. Yuttuktan sonra hiçbir önemi yok. Bir besinin bir lokması da, 10 lokması da aynı zevk. Ayrıca sevdiğiniz besini her zaman seveceksiniz. 100 lokma yerseniz besine karşı sevginiz değişmeyecek. Bu nedenle bir lokmayı, 10 kere çiğnerseniz ve küçük lokmalar yerseniz, zevki daha fazla çıkarırsınız. Başımdan geçen bir hikaye geldi aklıma. 4-5 sene önce bir arkadaşımla yaz günü alışverişe gittik. Canı dondurma istedi Dondurmayı çok severim, sen de sever misin diye sordu. Ben de çok severim deyince dondurmacıya gittik. Bir top aldım, en sevdiğimden. Hani severdin diye sordu arkadaşım. Evet, işte yiyorum ya diyebildim. Ben sevmediğim şeyden zaten bu kadar yerim, nasıl bir sevmek bu? diyerek hayrete düştü arkadaşım. Ben bunu çok duyuyorum danışanlarımdan da. Neden sevdiğimiz, keyif aldığımız şeyleri çok yapmak gerekir? Gerektiği kadar ye, hayat boyu ye. Nedeni basit; çünkü bedeni dinlemiyoruz! Midemiz Yeter, bu kadar fazla! Yoruldum! diyor ama beyin de Şu lezzete bak. Hadi biraz daha diyor. Biz de beynimizi dinliyoruz! Midemize Daha fazla yemeye ihtiyacı var mı? diye sormayı ve verdiği cevabı dinlemeyi öğrenmeliyiz.

3 EMANETİNE İYİ BAK: Beden size verilmiş bir emanettir. Gömleğiniz eskiyince atıp yenisini alıyorsunuz. Peki, bedeninizi değiştirebilir misiniz? Bu beden kaç sene daha size hizmet edecek? Bedenimize iyi bakmak, hayatımızdaki en öncelikli sorumluluğumuz. İnanın, bedeniniz sağlıksız olmayı istemez. Ama siz bedeninizle bağlantıyı kopardıysanız onu duyamazsınız. Bedeninizi dinleyin...
Ben sağlıklı besleniyor muyum? diye hiç soran olmadı bugüne kadar. Çünkü insanlar bedenleri sorun çıkardığı zaman onunla ilgileniyorlar. Arabamızı düzenli olarak bakıma götürüyoruz ama bedenimizi sadece bozulunca.

4 BEDENİNE TEŞEKKÜR ET:  Bedeninizle savaşmayın artık; barışın ve teşekkür edin. Hatta konuşun onunla. Çünkü her an size hizmet ediyor. Bedeninizi şimdi kabul edin, saygı duyun ve sevin. Beklentilerinizi yerine getirince değil...

5  ÖNCE KENDİNİ KOŞULSUZ SEV: Genelde bana gelenler bir beklentiyle gelirler. Kilo verme beklentisiyle... Ve beklentileri asla tatmin olmaz, asla alınan sonuçtan mutlu olmazlar. 300 gram veren Neden 500 değil der. 500 veren Neden bir kilo değil der. Bu beklentiler uzar gider ve kişi hep mutsuz olur. Çünkü mutluğunu bir beklentiye bağlar. Bazen de kilo veremeyeceğini bekler ama bedeni onu şaşırtır. Danışanlarıma hep Bedenine izin ver lütfen. Senin sorumluluğun sağlıklı beslenmek; bu çalışmayı beklentiyle yapma. Sadece elinden gelenin en iyisini yap. Bedenin vermesi gereken tepkiyi verecek derim. Hem, neden kızıyorsun bedenine? İnsan sevdiğini böyle mi sever? Şunu yaparsan seni severim, yapmazsan sevmem mi dersiniz? Şartlı sevdiğiniz hiç kimseyi gerçekten sevemezsiniz, o zaman önce kendini sev. Rahatla ve kendini olduğun gibi kabul et! Mutluluğu erteleme.

6 TEK VE EŞSİZ OLDUĞUNU UNUTMA: Bedeninizi kimseyle karşılaştırmayın! Bu da başıma çok geliyor. Ayşe, haftada 2 kilo veriyor, ben niye veremiyorum? Çünkü Ayşe farklı, siz farklısınız. Onun sistemi, onun hayatı bambaşka. Sizden bir tane daha olmadığını hatırlayın. O nedenle beslenmenin ana bilgilerini öğrenin ve kendinize uygun yaşam planını uygulamaya başlayın. Kimseyi taklit etmeyin.

7DOĞAYLA UYUMLU OL:  Mevsimlerin bize sunduğu gıdalara bakın! Doğayla uyumlu yaşayın. Neden karpuz yazın olur? Suya ihtiyacımız artar ve yaz meyvesi karpuz gelir sofralara. Doğanın ve bedenin bilgeliğine güvenin.

8HERKESİN TEK BEDENİ OLUR: İnsanların gardıroplarında 36 bedenden 42 bedene kadar çeşit çeşit elbise var. Halbuki bir kişinin tek bedeni olur. Ya 36sınızdır ya 42; karar verin! Çünkü beyniniz bunu yanlış anlıyor... Diyelim ki şu anda kilo veriyorsunuz ve 42 bedenden 40 bedene düştünüz. 42 beden kıyafetlerinizi başkalarına verin. Çünkü vermediğinizde bedeninize verdiğiniz mesaj Ben yine kilo alacağım oluyor ve evet, sonra beden tekrar kilo alıyor. Beden sözünüzü dinler, efendi sizsiniz; düşündüklerinize dikkat edin!

9BEDENİNİ İZLE: İçinize dönün ve bedeninize kulak verin, onun çalışmasını izleyin. İnsan bir bütündür, tüm sistem birbiriyle bağlantılıdır. Her gün yemekten önce gözlerinizi kapatın ve bedeninizin neye ihtiyacı olduğunu, ne istediğinizi hissedin. Dr. Leonard Pearson buna Mırıldanan yiyecekler diyor. Bir de Çağıran yiyecekler var. Bir pastanenin önünden geçerken bir pasta görürsünüz veya televizyonda bir çikolata reklamı izlersiniz ve etkilenirsiniz. İşte bunlar, çağıran yiyecekler. Bu yiyecekler sizi tatmin etmez çünkü canınızın bunları istemesi, bedensel ihtiyaçtan değil sadece zihinsel. Eğer bedeninizi tatmin ederseniz asla daha fazla yemezsiniz. Yemek takıntısı tatmin olmamaktan kaynaklanır. Bunu yapabilmek, bedenle gerçekten tekrar bağlantı kurmaktan geçer. Bunu tekrar kazanmak biraz zaman alabilir. Bedenlerini dinlemeyi çocuk danışanlarıma öğretiyorum. Onların bunu tekrar kazanması, yetişkinlere göre daha kolay. Siz yapamazsınız demiyorum; sadece biraz daha sabır diyorum.  O zaman yapamayacağınız hiçbir şey yok.

Uzm. Dyt. Simge ÇITAK/AKŞAM

BU KATEGORİDEKİ DİĞER İÇERİKLER

Yaptığınız diyet depresyona girmenize neden olabilir! Diyet sağlıklı bir yaşam ve fit bir vücut için mükemmeldir.Fakat yanlış ruh haliyle,alışkanlıklarla ve beslenmeyle yapılan diyetler kişiyi depresyona sokabilir.Bu yüzden beslenme programına ve diyet psikolojisine iyi hazırlanmalıdır.Diyet yapıyorsanız biraz sonra söyleyeceklerimize mutlaka dikkat edin.
Milenyumda Taş devri diyeti

Vejetaryen beslenmeyi sağlıksız bulanların geliştirdiği diyette sınırsız et yemek serbest. Ancak un, şeker ve tahıl ürünleri yasak. Yemeklerde zeytinyağı, sofrada süt ürünleri tavsiye ediliyor. Mönüde sucuk ve pastırma da var.Türkiyede Prof. Ahmet Aydının taş devrindeki ilken...

YORUM YAZIN

Oylama:0 puan ( 0 oy )

MARKA VE İŞTİRAKLERİMİZ