Ben ne gay’im ne alkolik ne de serseri

Alkollü araba kullanırken Taksim"de ters yöne giren, ardından gazetecilere hakaret eden Tolga Karel, içini döktü.
 

Hiç kimseden özür dilemeyeceğim. Ben özür dilenecek bir şey yapmadım çünkü. Yeri geldi gay dediler, serseri dediler, alkolik dediler. Bunların hiçbiri değilim. Bana çok saygısızlık yapıldı. Başıma gelenlerden ders aldım mı? Ders alınacak bir şey yaptığıma da inanmıyorum. Kendim gibiyim, böyle olmaya, yaşamaya da devam edeceğim.

Sizi yakından tanıyarak başlayalım...

- 1978 İstanbul doğumluyum. İki kardeşiz. Benden büyük bir ablam var. Annem ev hanımı, babam Tufan Karel ise emekli emniyet amiri.

 

Babanız hangi kısımda emniyet amiriydi?

- Asayişte çalıştı ama uzun süre cinayet bürosu amirliği yaptı. Tam da 80’li yıllarda. Her köşede bir polisin vurulduğu dönemde amirdi babam. Mehmet Ağar ile 10 yıl birlikte çalışmış. Babamın mesleğinden dolayı çok kapalı yaşadık hayatımızı. Zor ve sıkıntılıydı.

O yıllara ya da sonrasına ait babanız ve mesleğiyle ilgili neler var hafızanızda?

- Terör döneminde çok küçüktüm ama hatırladığım ve aklıma kazınan tek şey var, çok fazla babamı kaybetme korkusu yaşamam. Yine o yıllara ait hatırladığım bir şey daha var, hiç sokakta oynayamazdım. Babam başımıza bir şey gelir endişesiyle yasaklamıştı.

Babanızın mesleği belli ki sizin psikolojinizi çok etkilemiş...

- Nasıl etkilemesin? Bir gün bahar temizliği yapıyoruz ve evimize boyacılar geldi. Meğerse o boyacı zannettiğimiz kişiler, terör örgütünün lojistik adamlarıymış. Yakalandıklarında ellerindeki ölüm listesinde babamın adı en üst sıradaymış. Boyacı olarak eve gelip ne şekilde hareket edebileceklerini görüp, bir hafta sonra eylem gerçekleştireceklermiş. Bu olaydan sonra çok ev, çok şehir değiştirdik. Ne ben ne ablam ergenlik dönemimizi çok rahat yaşadık. Dediğim gibi hep kapalı bir hayattı bizimkisi. Okumak için Fransa’ya gidene kadar burada kavga ettiğimi bile bilmem. Karakolla ilk kez Fransa’da tanışmıştım. İlk sokak kavgasını bile orada yaptım.

Fransa’da bir açıldınız, pir açıldınız...

- Yok canım o kadar değil. Hırçın gibi duruyorum ama değilim. Öyle gözükmemin de sebepleri var. 

Neyse oraya sonra geleceğiz. Şu konservatuvar maceranıza gelelim...

- Babam asla polis ve sanatçı olmamı istemiyordu. Ama benim aklım fikrim hep sanattaydı. Ancak babam öyle enteresan bir adamdır ki, aldığı eğitimden dolayı size "Bunu yap, bunu et" demez ama alttan altta ne istediğini hissettirir ve yönlendirirdi. Ben de o yönlendirmeyle gözümü bir açtım, Yeditepe Üniversitesi Siyasal Bilimler 3’üncü sınıf öğrencisiyim. Bir şey oldu ve ben "Bu işi yapmamalıyım, sanatçı olacağım" diyerek bir anda okulu bıraktım. Araştırdım ve konservatuvarı Fransa’da okudum. Sanatı tercih ettiğim için de babam benimle iki yıl konuşmadı. Sonra barıştık tabii.

Şöhret olmak size yaramadı galiba... Hiç ülkesinde kavga etmeyen adam, dönünce her gün kavga etmeye başladı.

- Televizyon ve sinema sektöründe tutucu dönemin int(11)tiğini, daha doğal, daha bohem, daha modern bir bakış açısının habercisiyim ben. Bunun habercisi olmak demek, daha doğal, daha samimi, daha halkın içinde yaşan bir starlık anlayışı demektir. Ben öyleyim. Yani şöhret beni hiç mi hiç değiştirmedi, bozmadı, şımartmadı. Ama medya beni öyle gösteriyor.

/_newsimages/4572879.jpg Sizin hiç kabahatiniz yok mu?

- Yok tabii... Ne yapmışım ben? Siz hiç keyifli anınızda alkol almaz mısınız?

Alkol alınır da ters yola girecek kadar alınmaz. Ters yola girmek, taksiye çarpmak, polise diklenmek... Nedir bu yaptıklarınız?

- Tek suçum girilmeyecek bir yola girmem, o kadar! Onun da cezasını vermeye hazırdım. Zaten alkollü olduğum için ehliyetime el konuldu, cezasını da ödedim. Ama taksiye çarpmadım. Taksici geldi bana çarptı. Polisin tuttuğu rapor neticesinde taksi şoförü 6’da 6 kusurlu çıktı. Buna rağmen adam mağdur olmasın diye ona 350 YTL para verdim. Polisin görevi vatandaşa yardımcı olmaktır. Girilmez yere girdim, cezamı da ödedim. Ama sözlü tacize uğruyorum, arabamın camını kırıyorlar polislerin hepsi birbirine bakıyor. O noktada bana yardımcı olmadıkları için ben de sinirlendim.

Özcan Deniz bana telif ödemeli

Özcan Deniz televizyondaki programında bir seyircisine dönüp, "Sen Tolga Karel’e benziyorsun ama onun kadar kötü gözükmüyorsun" dedi, şaşırdım. Ey Özcan Deniz, kendinde bu cesareti nasıl buldun da adımı ağzına aldın, anlamadım. Ne yaptım ben sana, tanımam etmem ben seni. Özcan Deniz bir laf ettiği zaman onun nereye gideceğini herkes bilir. Tavır olarak ben ondan böyle bir davranış beklemezdim. Madem böyle davrandı ben de ona fatura göndereceğim. Bana para ödesin çünkü kendi şovunda benim ismimi kullanıyor. Telif istiyorum.

Michael Jackson gibi maske takacağım

Yeri geldi gay dediler, serseri dediler, alkolik dediler. Bunların hiçbiri değilim. Ama her gün bunları okumak hem beni hem de ailemi çok üzdü. Bu anlamda bana çok saygısızlık yapıldı. Oysa ben her genç gibi en doğal halimle yaşıyorum.


Röportaj: Sema DENKER
Fotoğraflar: Sinan ÖZBALKAN

 

Bir gün gazeteci arkadaşlar "Ne zaman evleneceksiniz?" diye sordular, ben de "Evlenirsem balayına, evlenmezsem alayınıza" dedim ortalık ayağa kalktı. Bunun için gazetecilerden özür dilememi bekledi bazı yazarlar. Aslında benim değil, "Ey Türk halkı biz size bu adamı yanlış gösterdik" diyerek o gazetecilerin özür dilemeleri gerek.

Tamam, benim de biraz kanım deli akıyor, kabul... Ama bu kadar da yerden yere vurulacak kadar değilim. Özür dilenecek bir durum varsa alkollü araba kullanıp, ters istikamete girdiğim için özür dilerim. Bundan sonra buna dikkat edeceğim. Çektiklerini yayınlasınlar ama adaletli bir şekilde yayınlasınlar. Kesip kesip yayınlamasınlar. İşte o zaman başka bir adam oluyorum. Gazetecilerle barışık içinde yaşamak istiyorum. Yoksa gerçekten Michael Jackson gibi maske takıp dolaşacağım artık. Doğal olmayacağım.Kynak kelebek

BU KATEGORİDEKİ DİĞER İÇERİKLER

Brad Pitt, Angelina Jolie'nin hayatındaki erkeklerden iyice bunaldı. Brad Pitt, Angelina Jolie'nin hayatındaki erkeklerden iyice bunaldı.
Kendimi seviyorum Kendimi seviyorum

YORUM YAZIN


Oylama:0 puan ( 0 oy )

MARKA VE İŞTİRAKLERİMİZ