Hem hesaplı, hem anlamlı alışveriş yapmak...

Dolabı kıyafet ve ayakkabıdan dolup taşan ama yine de sürekli ‘giyecek hiçbir şeyim yok’ diye yakınanlardan mısınız?

Bir heves onca paralar verip aldığınız birçok kıyafeti dolabınızda etiketleri ile öylece saklayıp, bir gün giyecek bir yer nasıl olsa çıkar diye bekletenlerden misiniz? Dolaplar ağzına kadar doldukça sinir olup, yine de yanlış kararlar verip yanlış şeyler almaya devam mı ediyorsunuz?

Öyleyse birkaç sene önce In Style dergisi’nde okuyup o günden beri çok kullandığım ‘cost per wear’ formülünü uygulamıyor olabilirsiniz... Alışveriş yaparken cost per wear (giyim başına maliyet) hesabı yapmak çok basit...

Onsuz yaşayamayacağınızı düşündüğünüz, aşık olduğunuz ayakkabıların önce fiyatına bakıyorsunuz. Sonra, başlıyorsunuz kafanızda canlandırmaya: ‘Önemli toplantılarım olduğu günler işe giyebilirim, akşam yemeklerine de olur, seyahatlere de rahatlıkla götürebilirim...’ Diyelim ki ayakkabılar 300 YTL; 3 sene dayansalar, senede 150 kere giyseniz, giyim başı fiyatı 67 kuruşa geliyor! Bu mantıkla, 300 YTL’niz varsa, ayakkabıları gönül rahatlığı ile alabilirsiniz ve de gerçek anlamıyla hakkını vererek giyersiniz.

Tabii hayatta hiçbir şey bu kadar kolay olmuyor maalesef. Bir kere, ayakkabıların giyim başı maliyeti 67 kuruş değil, 300 YTL de çıkabilir! Çünkü hiçbir şeye uymayan, sadece bir kıyafetinizle, tek bir okazyonda giyebileceğiniz ayakkabılardır. Ve onları almazsanız, evde onun yerine giyebileceğiniz başka ayakkabılarınız da yok değildir. Ya da giyim başına maliyeti 67 kuruş çıkıyordur çıkmasına ama, çarşıdaki hesap eve uymaz, ayakkabılardan bir anda nefret edip hiç giymeyebilirsiniz de.

İşte o noktada yardımımıza başka bir kavram yetişiyor: Kıyafetlerinizle dünyaya mesaj verme kavramı. Kıyafetlerin algılarımızdaki yerini daha önce yazmıştım... Seçtiğimiz rengin, kıyafetin, hatta mesleki kostümlerin insanların bizi algılayış biçimlerini nasıl yönettiği, dolayısı ile giyimin aslında önemli bir iletişim aracı olduğundan bahsetmiştim.

Giydiklerimiz; sadece hoş gözükmek ya da gözükmemek kararımızı desteklemenin ötesinde, kim olduğumuzu, veya kim olmak istediğimizi anlatmaya yardımcı olur. Yanlış kıyafetler giyerek yanlış mesajlar verebiliriz. Ya da yanlış şeyler satın alarak evde hüsrana uğrayabiliriz. Çünkü dolapta size bakan o kürklü palto, aslında sizin karakterinizle hiç bağdaşmıyordur, dolayısı ile giyim başına maliyeti mağazada ne kadar düşük çıkmış olursa olsun, eve getirip iç dünyanızla başbaşa kaldıktan sonra ona elinizi bile sürmek istemeyebilirsiniz.

Hayati önemi olan bir iş toplantısına giderken, görüşeceğiniz kişilere sizi doğru anlatacağından emin olduğunuz, öte yandan başka bir yerde bir daha giymeyeceğinizi bildiğiniz bir takımı satın almak, önemsiz gözükse de aslında işle ilgili vermek zorunda kalacağınız önemli kararlardan biri olabilir. Bir kere giyecek oluşunuz, almayı düşündüğünüz takımın giyim başına maliyetini çok yüksek tutabilir, ama onun olası uzun vade getirileri, bir anda maliyeti yine çok aşağı çekebilir.

Dolayısı ile giyim başına maliyet; kendini, hayattaki duruşunu ve hedeflerini iyi bilen kişiler için çok faydalı bir yöntem olabilir..
Tüm bunlara rağmen hâlâ aldığını benimseyemeyenlerin bence yapması gereken şey, kim olduğunu, ne anlatmak istediğini ve değer yargılarını gözden geçirmek olabilir. Tüm moda dergileri herkesin mutlaka bir siyah elbisesi olması gerektiğini söylüyor. Bu tüyoyu alıp mağazaya giden kadın, giyim başı maliyeti ne kadar mantıklı çıkarsa çıksın, karakteri siyah renkle bağdaşmıyorsa bu onun için akıllı bir alışveriş olamaz.

Dolayısı ile her zaman olduğu gibi, tüm tüyolar ve kurallar bir yana; oklar yine kendini ve önceliklerini tanımanın önemini gösteriyor... Herkese iyi alışverişler!
Vatan

BU KATEGORİDEKİ DİĞER İÇERİKLER

Türk tasarımcılar yürekleri hoplattı Türk tasarımcılar yürekleri hoplattı
Tasarım sektörünün gizli kalmış kahramanı Tasarım sektörünün gizli kalmış kahramanı

YORUM YAZIN

Oylama:0 puan ( 0 oy )

MARKA VE İŞTİRAKLERİMİZ