Rodos, Ege’yle Akdeniz’in birleştiği noktadan adeta ışıl ışıl gülümsüyor

Marmaris’in 45 km açığındaki Rodos, Ege’yle Akdeniz’in birleştiği noktadan adeta ışıl ışıl gülümsüyor. Renkli kültürü, köklü tarihi ve insanı çeken denizi ile kumsalları, bu güzel adayı mutlaka görülmesi gereken bir yer yapıyor.

Rodos, hemen baş ucumuzda, görülesi bir cennet. Marmaris’ten deniz otobüsüne biniyor ve en fazla 50 dakika sonra Rodos’a varıyorsunuz. Limana yaklaşırken gördüğünüz turkuvaz renkli sahiller, daha karaya adım atmadan büyülüyor insanı. Ve adaya yaklaştıkça belirginleşen şahane mimari, insanda kendini bir an önce Rodos’un daracık sokaklarına atma isteği uyandırıyor... Rodos’un ünlü Mandraki Limanı’ndan adaya ilk adımınızı attıktan sonra vakit kaybetmeden kararınızı verin; ister eski, isterseniz yeni Rodos’ta konaklayabilirsiniz. Ben eski Rodos’u tercih ettim. Daracık parke taş kaplı sokakları, eski binaları, küçük dükkanların dizildiği çarşısı, eski meydanı, küçük pansiyonları ile eski Rodos, yani adanın kale içinde kalan bölümü geceleri de tavernaların içinden yayılan müziklerle şenleniyor.

Sanki Ege kasabasındayım

Rodos, tam bir Ege kasabasını hatırlatıyor. Sokak aralarında “şekerleme yapan” kedileri, pencerelerinden dantel perdelerin dalgalandığı evleri, kapıların önünde oturan yaşlı teyzeleri ve turkuvaz sahilleri ile Ege’den kopmuş bir kasaba gibi. Rodos’un ünlü Mandraki Limanı hep kalabalık. İrili ufaklı rengarenk tekneler, insanı rahatlatan bir ortam yaratıyor. Limanın çevresinde Rodos hatırası fincanlar, kül tablaları, yerel içkiler satanlar, tekstil ürünleri ve bunları satmaya çalışan tezgahtarlar var. Bunlar renkli bir kartpostal oluşturuyor. Gemilerle gelenler gidenler, Helios’un aşkı güzel Rodos’u görüp onunla birkaç gece paylaştıktan sonra hoş anılarla ayrılıyorlar... Buram buram deniz ve tarih kokan huzurlu bir yer burası.

Kızın adı Rodos

Mitolojideki öyküye göre; güneş tanrısı Helios, deniz tanrısı Poseidon’un kızına aşık olmuş, kızın adı Rodos’muş... Rodos o zamandan bu yana aşıkların adası olarak biliniyor. Kendim sevdiğimden midir bilmiyorum ama belki Rodos hep sarışın ve mavi gözlü bir kadın gibi görünür bana. Yani benim gözümden sarı saçları, mavi gözleri ve eteğinin etrafında dolanan kedileri ile karşılıyor konuklarını güzel Rodos. Işıltılı gözleri Rodos’un kıyılarına köpük köpük dalga olarak vuruyor. İnsanlar o dalgaların arasında rüzgar sörfü yapıyor.

Adanın sembolü bir dünya harikası

Rodos turistlerini ilk karşılayan, limandaki iki heykelcik oluyor. Limanın iki ayrı ucunda bulunan bronz heykeller, günümüzde Rodos’un sembolü sayılıyor. Aslında yüzlerce yıl önce bunların yerinde güneş tanrısı Helios’un heykelinin ayakları varmış. Rodos sakinleri tarafından kuşatmadan kurtulunca sevinçlerini ifade etmek için Lindoslu Khares’e yaptırıldığı söylenen bu heykel, 32 metre yüksekliğindeymiş. Büyük bir depremde yıkıldığı iddia edilen devasa heykel, halen dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor.

Kumsallar birbirinden güzel

Rodos, iki farklı dünyayı 1401 km2’ye sığdırabilmiş bir ada. Adanın yeni bölgesinde Rodos’a gelen turistlerin çok tercih ettiği uçsuz bucaksız bir kumsal var. Buraya Rodos’un kent merkezinden otomobille de ulaşmak mümkün. Özellikle Kalithea ve Faliraki plajları popüler. Adanın güneyinde bulunan Lindos Plajı ise incecik kumlarıyla en çok tanınan kumsal. Burada da “Zorba, The Greek” filmiyle adanın “yüzü” olmuş Anthony Quinn’in adını taşıyan plajı mutlaka görmenizi öneririm. Yeni bölgedeki şehir merkezinde bolca çok katlı binalar ve beş yıldızlı oteller var. Geniş yolların kaldırımlarındaysa dünyanın tüm markalarını satan mağazaları görmek mümkün. Eski kentteki dükkanların yerini burada lüks mağazalar almış.

Rodos ve Kaleiçi

Eski kentler hep ilgi çekicidir. Rodos’un kale içinde kalan bölümü de kesinlikle bu savıma uyuyor. Eski Rodos, 14. ve 16. yüzyıllar arasında Rodos Şövalyeleri tarafından yapılmış. Rodos dar sokakları ile eski bir fotoğraf karesinden bugüne seslenen bir zaman gibi duruyor. Kale içindeki Alexis adlı tavernayı özellikle önermek istiyorum. Burası müthiş mönüsüyle yıllarca Winston Churchill’den Liz Taylor’a, Anthony Quinn’e kadar dünyanın en önemli simalarının gözdesi olmuş bir yer.

Büfelerde döner var

Eski kentin meydanı, hem limana hem de kentin yüksek noktalarına 10 dakika uzaklıkta. Meydan, kafe ve restoranlarla dolu ve çevresinde de alışveriş yapılacak dükkanlar var. Bu dükkanları gezmek çok keyifli. Satıcılarsa Türkiye’de olduğu gibi çok bağırıyor. İlginçtir, büfelerde döner de yapılıyor. Meydandaki kafelerde yemek yemek isterseniz mönüdeki isimler size çok tanıdık gelecektir: Pilakis, cacık, ayran, imam bayıldıs, Greek salad -ki bu bildiğimiz çoban salatası-, zeytinyağlı yemekler ve işte Rodos. Tam bir Ege-Akdeniz kültürü...

Nasıl gidilir?

Rodos’a Marmaris’ten deniz otobüsü ile kolayca gidilebilir ya da Olympic Havayolları ile uçabilirsiniz. Adaya Marmaris’ten deniz otobüsü ile gitmek için Yeşil Marmaris’i arayabilirsiniz. Yeşil Marmaris

Kaynak:Vatan

BU KATEGORİDEKİ DİĞER İÇERİKLER

Nepal: Dünyanın çatısı mı yoksa Budizm'in ana vatanı mı?

Batılı bir turiste Nepal hakkında izlenimlerini sorduğunuzda kişinin ilk aklına gelecek olan şey Nepal’in “Dünyanın çatısı” olarak anılması ve 8850 metre yükseklikteki Himalaya Sıra Dağları üzerinde bulunan Everest tepesini de sınırları içerisinde bulundurması olacaktır büyük bir ihtimalle.

Ödülleri Art Basel gezisi

HİTAY Holding ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliği ile 2013 yılından bu yana 6’ncısı düzenlenen yarışma sonucunda Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi resim, heykel ve fotoğraf bölümünden 4 öğrenci, İsviçre’nin Basel kentinde gerçekleşen çağdaş sanat fuarı Art Basel’i ziyaret etme şansını yakaladı.

YORUM YAZIN

Oylama:0 puan ( 0 oy )

MARKA VE İŞTİRAKLERİMİZ