’Vicky Cristina Barcelona’ kadın doğasına gönderme yapan bir romantik komedi:

Geçen hafta vizyona giren ’Vicky Cristina Barcelona’ kadın doğasına gönderme yapan bir romantik komedi: Biri ’hanım hanımcık’ diğeri ’özgür kız’ iki arkadaş tatile gider. Burada tanıştıkları ressamla aşk yaşamak için adeta yarışa giren iki kadına, ressamın eski karısı da dahil olunca işler karışır.
Peki ama neden bütün kadınlar bu adamın peşinde? Reha Muhtar’a göre “Bir erkeğin peşinde ne kadar çok kadın varsa, o erkek yeni kadınlar için o kadar değerlidir. ’Vicky Cristina Barcelona’ filminin, bir yaz mevsiminde Katalonya’da geçen romantik günlerin ana fikri budur.”


İspanyol ressam Juan Antonio’yu oynayan Javier Bardem, özel hayatında karısıyla şiddet yaşayıp boşanmış ve güzel kadınlarla özgür ilişki yaşamasını seven bir yakışıklı... İki Amerikalı güzel kadına aynı anda yaptığı teklif; bir erkek için, iki kadın arasında müthiş bir rekabeti tetikliyor. Film, bir kadının bir başka kadınla rekabet uğruna hayatta yıkılamayacak hiçbir kutsal değerin olmadığını ve sınır tanınmayacağını gösteren inanılmaz bir yapım. Hanım hanımcık, doğru kız çocuk projesi gibi görünen Rebecca Hall (Vicky) en yakın kız arkadaşı ile başladığı rekabet uğruna ‘hiç yapmaz’ denilen şeyi yapıyor ve nişanlısını aldatıyor. O nişanlı ki, onun ideal erkek tipidir: Zengin ve sorumluluk sahibi... Oysa Scarlett Johansson (Cristina) yakışıklı ressamın peşinden gidince hanım hanımcık kızımıza bir haller oluyor, önce Javier’in arkasından uçağa, sonra da yatağına gidecek bir maceranın içerisine dalıveriyor. Oysa, Javier iki genç kadını gördüğünde, Rebecca’nın ağzını hayretten açıkta bırakacak ve şoke edecek bir teklifte bulunmuş, “Üçümüz birarada sevişiriz” demiştir. Kendisine bu kadar aykırı “ahlaksız” teklifi yapan adamın peşinden giden Rebecca’yı tetikleyen şey, kankası Scarlett’in adama ağzının suyunun akmasıdır. İki kadının rekabeti, İspanyol ressamı paylaşılamaz erkek haline getirirken, boşanan eş Penelope Cruz da (Maria Elena) devreye girmekten çekinmemiştir. Film bir erkek için üç kadının ölesiye savaşıdır.


Ayrılan eşler neden döner?

Çok basit! Boşanan bir erkek eğer yanında bir başka kadın yoksa, boşandığı karısı için değersizdir. Ne zaman ki, boşanan erkeğin hayatına ciddi bir kadın girer, ondan giden kadın yeniden kaşınmaya başlar. Vicky Cristina Barcelona filminde de, Javier, Scarlett ile aşk yaşamaya başlayınca boşandığı kadın tetikleniyor ve çoğu kadının yaptığı gibi evi “basıyor”. Penelope Cruz, adamın sevgilisinden vazgeçmeyeceğini anlayınca, bütünüyle kaybetmemek için aynı evde yaşamaya başlıyor. Hoşgörü gösterip, munisleşerek eski kocasını yeniden kazanma yoluna giriyor. Bu savaşı sonunda Scarlett Johansson kaybediyor. Sinir sistemi altüst oluyor ve “Gidiyorum” diyor. İşte eski eşin zafer anı o andır. Erkeğini yeniden elde etmiştir.


Eski kocayı elde etmek yeter mi?

Tabii ki elde etmesi yetmeyecek ve rakibi kalmadığı için eski kavgalar başlayacak; birbirlerini yiyip int(11)ireceklerdir. Dikkat edin! Ne zaman ki, Scarlett gidiyor, bir süre sonra da Penelope de gidiyor. Aslında arada derede Rebecca da Javier’in hayatından çekip gidiyor. Bir erkeğin hayatına kadınlar beraber gelir. Biri, ikisi gitmeye başladı mı hepsi gider. Zavallı olan erkekler, yanlarında güzel bir kadın varken çevredeki çapkın kadın bakışlarına aldanıp “Ah yanımdaki sevgili olmasaydı neler yapardım” diye iç geçirirler... Oysa bilmezler ki, yanındaki güzel kadın gittiğinde çevredeki çapkın kadın bakışları da yok olup gidecektir. Kadınlar başka kadınların bağendiği erkekleri beğenir.


Neden Barcelona?

Belli ki, filmin yönetmeni Woody Allen, Manhattan’daki grift ilişkileri, kadın-erkek zigzaglarını, sıra dışı fantazyaları, artık Manhattan alt dekorunda verememektedir. Sex and The City’nin ve Gossip Girl’ün çok fantastik boyutlara ulaştığı New York yaşamında, Woody Allen’ın Manhattan evleri dekorlu filmleri artık iş yapmaz. Allen bunu görüyor ve ilişkilerdeki fantazyaları dünyanın en nadide yaz mekanlarından birinde sahneliyor. Barcelona ve Katalonya, yazın güneşi, mimarinin otantikliği, sanatın gücü, gitarın sesi ve dansın harmonisinde muhteşem bir dekor. Katalonya için “romantik olan hiçbir şeyin yasaklanmadığı yer” denir. Böyle iki mekan var esasen dünyada... İspanya ve İtalya. Yunanistan eski modunda değildir. Türkiye ise fazla İslami... İtalya çok çiğnenmiştir. İspanya hafif bakir; tam anlamıyla romantiktir. Katalonya mekanı filme gişe yaptırır.


İki kadınla yaşamak bir erkek için ne anlam ifade eder?

Bir erkek ve iki kadın tarihten bu yana, erkek fantazyalarında çok önemli bir yer tutar. Örneğin değişik araştırmacıların bulguları, psikanalizin babası Sigmund Freud’un Viyana’daki Berggasse Sokağı’nda birinci kattaki kasvetli evinde, eşiyle yaşarken aynı evde yaşayan eşinin kız kardeşiyle de ilişkisi olduğunu söylerler. Küçük bir evdir Freud’un evi... Araştırmacıların bulgularına göre hastalarını kabul ettiği o küçük evde yaşanan grift kadın-erkek ilişkileri, Sigmund Frued’un psikanalitik çözümlemelerine temel teşkil etmiştir. Woody Allen da, Mia Farrow’un şimdi evlendiği üvey kızıyla ilişkisine muhtemeldir ki, aynı evde beraber yaşarlarken başlamıştır. Barcelona filminde Penelope, Scarlett ve Javier üçlüsünün birarada yaşadığı hafif lezbiyenimsi sahnelerle donatılmış üçlü aşk ilişkisinin “en muhteşem, huzurlu ve romantik” dönem olarak adlandırılması bir tesadüf değildir. Woody Allen’ın beyninin, fantazyalarının ve hayallerinin ürünüdür o sahneler.

BU KATEGORİDEKİ DİĞER İÇERİKLER

Akla Zarar Filmler Akla Zarar Filmler
Eğlence dünyasında gelecek program 3 boyutlu filmler ve evde 3 boyutlu projeksiyon teknolojileri üzerine kurulu.. Eğlence dünyasında gelecek program 3 boyutlu filmler ve evde 3 boyutlu projeksiyon teknolojileri üzerine kurulu..

YORUM YAZIN

Oylama:0 puan ( 0 oy )

MARKA VE İŞTİRAKLERİMİZ